Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "rahatsız"

Learn how to use rahatsız in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.
Translate from Turkish to English

Maç spikerleri vuvuzelaların seslerini "rahatsız edici" ve "şeytani" gibi çeşitli şekillerde tarif ettiler ve onu "gürültücü fillerin izdihamı", "sağır eden çekirge sürüsü", "katliam yolundaki bir keçi", "çok kızgın arılarla dolu büyük bir kovan" ve "hızlı ördek"'e benzettiler.
Translate from Turkish to English

Rahatsız etme.
Translate from Turkish to English

Rahatsız etmeyin.
Translate from Turkish to English

Yaptığınız şey beni rahatsız etmiyor.
Translate from Turkish to English

Beni rahatsız etmeyi bırak.
Translate from Turkish to English

Haber onu çok rahatsız etti.
Translate from Turkish to English

Haberden çok rahatsız oldum.
Translate from Turkish to English

Rahatsız ettiğim için özür dilerim ama arabam bozuk, yardım edebilir misiniz?
Translate from Turkish to English

Her ne zaman yurtdışına gitsem saat farkı ve ishalden rahatsız olurum.
Translate from Turkish to English

Kasaba çevresinde cinsel ilişkide bulunan çiftleri görmek sizi rahatsız etmiyor mu?
Translate from Turkish to English

Başkalarını rahatsız ettiklerini öğrendiklerinde yüksek sesle konuşuyorlardı..
Translate from Turkish to English

Sizi biraz rahatsız edebilir miyim?
Translate from Turkish to English

Ufak tefek şeylerle beni rahatsız etmeyin.
Translate from Turkish to English

Sonuçta, insanlar kendilerine bu şekilde ödeme yapılmasına öyle alışmışlar ki başka türlüsünden rahatsız oluyorlar.
Translate from Turkish to English

"Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı." "Ben de aptalım. Öyleyse, tamam. "
Translate from Turkish to English

Ben sizi rahatsız ettiğim için gerçekten üzgünüm.
Translate from Turkish to English

Rahatsız etme korkusuyla sizi aramadım.
Translate from Turkish to English

Tom, Mary çalışırken rahatsız etmemek için daha dikkatli olmalıdır.
Translate from Turkish to English

Tom'u rahatsız eden şeyleri yapmayı durdurmalısın.
Translate from Turkish to English

Sizi bir süre rahatsız edebilir miyim?
Translate from Turkish to English

Bir an için sizi rahatsız edebilir miyim?
Translate from Turkish to English

Dün gece sivrisinekler tarafından rahatsız edildim.
Translate from Turkish to English

Tom artık seni rahatsız etmeyecektir.
Translate from Turkish to English

Ben bir an için sizi rahatsız edebilir miyim?
Translate from Turkish to English

Tom, Mary'yi rahatsız ediyordu.
Translate from Turkish to English

Seni çok sık rahatsız ettiğim için üzgünüm.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'yi çalışırken rahatsız etmek istemedi.
Translate from Turkish to English

Yüzü kırmızıydı ve o sıcak ve rahatsız hissediyordu.
Translate from Turkish to English

Mike ona bir araba alması için her zaman babasını rahatsız ediyor.
Translate from Turkish to English

Mike rahatsız edilmemesini istedi.
Translate from Turkish to English

O rahatsız olduğu için bugün ofise gelemez.
Translate from Turkish to English

Onu rahatsız etmemek için dikkatli olmalısın.
Translate from Turkish to English

Tom birçok soru ile beni rahatsız etti.
Translate from Turkish to English

Mike rahatsız edilmemesini rica etti.
Translate from Turkish to English

Fred, karısının dırdırından çok rahatsız idi.
Translate from Turkish to English

Tom okurken rahatsız etmeyin.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'yi gece geç saatte rahatsız etmek istemedi, ama acil bir durumdu.

Tom Mary'yi neyin rahatsız ettiğini bilmiyor.

Bu beni rahatsız ediyor.

Gürültü beni rahatsız ediyor.

Yılanlar sizi rahatsız eder mi?

Tom rahatsız hissetti.

Seni rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Koku rahatsız edici idi.

Rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Sıcak havadan rahatsız olmam.

Kötü koku beni rahatsız etti.

Babanı rahatsız etmeyi kes.

Kimseyi rahatsız etmemeye çalışıyorum.

Beni sürekli rahatsız etme, ben meşgulüm.

Gürültü, benim uykumu rahatsız etti.

Rahatsız edilmeyi sevmem.

Sizi rahatsız etmiyorum, değil mi?

Onun söylediğinden rahatsız olmayın.

O, kaybolmuş ve rahatsız hissetti.

O, sorularla onu rahatsız etti.

Sizi şeker için rahatsız edebilir miyim?

Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.

O, haberden rahatsız olmuş görünüyordu.

Yağmurda yürümek beni rahatsız etmez.

Sadece gece uyuyamadığım zamanlar saatin tik tak sesleri beni rahatsız eder.

Konuşurken sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm fakat sizin için bir telefon çağrısı var.

Onu rahatsız etmeyin.

Biz onu rahatsız ediyoruz.

Hiçbir şey onu rahatsız etmez.

Onun beni rahatsız etmesine izin vermem.

Ondan beni rahatsız etmemesini rica ettim.

Sizi rahatsız ettiysem üzgünüm.

Sizi rahatsız etmediğimi umuyorum.

Gürültü uykusunu rahatsız etti.

Gürültü bebeği rahatsız etti.

Sizi çok sık rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Tom rahatsız edilmekten hoşlanmaz.

Seni çok fazla rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Kes şunu! Onu rahatsız ediyorsun.

Az önce rahatsız edici bir söylenti duydum.

Çocuklar sık sık ebeveynlerini rahatsız ederler.

Bebeğin ağlamasından rahatsız oldum.

Sizi rahatsız ettiğim için çok üzgünüm.

Tom, Mary'yi rahatsız ediyor.

Çalışırken beni rahatsız etmeyin.

İşteyken rahatsız edilmeye tahammül edemiyorum.

Keşke Tom beni rahatsız etmekten vazgeçse.

Çocuk sorularla onu rahatsız etti.

Beni otelden almak için rahatsız olmayın.

Uyurken onu rahatsız etme.

Onun bencilliğinden sık sık rahatsız oluyorum.

Mary'yi rahatsız etmeyi severim.

Onu rahatsız etmeyin. Şu anda çalışıyor.

"Sizi rahatsız ediyor muyum?" Hayır, hiç de değil"

Çocuklarım sizi rahatsız ediyorlar mı?

Sözcünün yorumları oldukça rahatsız ediciydi.

Bu şiddetli ısı sizi rahatsız ediyor gibi görünmüyor.

Ne olursa olsun seni rahatsız etmeye niyetim yok.

Onlar meşgulse onları rahatsız etmek istemiyorum.

Pahalı bir restoranda rahatsız hissettim.

Beni rahatsız etmeyin.

Sizi ne rahatsız ediyor?

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English