Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "süren"

Learn how to use süren in a Turkish sentence. Over 80 hand-picked examples.

Saatler süren çalışmadan sonra yoruldu.
Translate from Turkish to English

O, yıllar süren mutsuzluktan sonra onu boşadı.
Translate from Turkish to English

Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.
Translate from Turkish to English

Aylar süren müzakerelerin ardından, barış antlaşması tamamlandı.
Translate from Turkish to English

Yıllar süren hüsranlardan sonra, nihayet çabalarım meyve verdi.
Translate from Turkish to English

Yıllarca süren çaba boşa gitti.
Translate from Turkish to English

Yıllarca süren aşırı içki John'da bir bira göbeği yaptı.
Translate from Turkish to English

Yıllar süren savaş ülkeyi fakirleştirdi.
Translate from Turkish to English

Uzun süren hastalığını atlattı.
Translate from Turkish to English

Arabayı süren genç adam sarhoştu.
Translate from Turkish to English

Arabayı süren adam içki içiyordu.
Translate from Turkish to English

Kahramanlık en kısa süren mesleklerden biridir.
Translate from Turkish to English

Yaklaşık bütün gün süren yürüyüşten sonra Tom'un yerinde bitirdim.
Translate from Turkish to English

İçimde yıllardır süren bu pişmanlıklar dizisi bir gün sona erer mi?
Translate from Turkish to English

İslam ve batı arasındaki ilişki yüzyıllar süren birliktelik ve ortak çalışma fakat aynı zamanda çatışma ve din savaşları içermektedir.
Translate from Turkish to English

Orada süren bir şey var.
Translate from Turkish to English

Onun başarısı yıllarca süren kararlığının sonucudur.
Translate from Turkish to English

Büyük araba süren insanlara karşıyım.
Translate from Turkish to English

Bu, bugün ABD ile süren ilişkilerde her zamankinden daha çok doğrudur.
Translate from Turkish to English

Bu ikisinin arasında senelerce süren bir cehennem hayatı oldu.
Translate from Turkish to English

Aylardır süren çabalar, ne oldu da şimdi sonuç verdi?
Translate from Turkish to English

Salakça bir yanlış anlaşılma yüzünden uzun yıllar süren arkadaşlıkları bitti.
Translate from Turkish to English

Uzun süren tartışma nihayet sonlandı.
Translate from Turkish to English

Tom haftalar süren acıdan sonra öldü.
Translate from Turkish to English

Yaklaşık üç yıl süren yoğun çalışmadan sonra Tom Fransızcada çok akıcı oldu.
Translate from Turkish to English

Gece boyu süren sağanak yağış, mahsur kalan feribottaki kazazedeleri kurtarma çalışmalarına sekte vurdu.
Translate from Turkish to English

Tom arabayı süren kişi olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English

Hiç yeşil ruj süren birini gördün mü? Ben görmedim.
Translate from Turkish to English

Tom petrol istasyonuna doğru süren siyah bir kamyon gördü.
Translate from Turkish to English

Yıllar süren çapkınlıktan sonra, Tom sonunda Mary ile yuva kurdu.
Translate from Turkish to English

Ne yazık ki, babam uzun süren hastalığından iyileşemedi.
Translate from Turkish to English

Arabayı süren kişi ben değildim.
Translate from Turkish to English

Ben bir iz süren avcı değilim.
Translate from Turkish to English

Dün gece Kennedy Center'da saatler süren konser TV'de canlı olarak yayınlandı.
Translate from Turkish to English

Prenses ve İrlandalı birbirini tanıyordu ve evlilerdi ve bir yıl bir gün süren büyük bir düğün yapmışlardı.
Translate from Turkish to English

Uzun süren depresyondan dolayı birçok işçi işsiz.
Translate from Turkish to English

Bir saat süren sunuma katıldım.
Translate from Turkish to English

Ben 3 saat süren vaaz boyunca uyudum.
Translate from Turkish to English

Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.
Translate from Turkish to English

Bizim arabamıza çarpan kamyonu süren adamın ehliyeti yoktu.

Aylarca süren kavgadan sonra Tom ve Mary fit olmaya karar verdi.

Uzun süren bir kuraklıktan sonra dün yağmur yağdı.

Ağustos ayında, iki ay süren teknolojik tazeleme kursum var.

Ben ve Tom arasında süren bir şey yok.

Bu, bir ömür boyu süren fırsattır.

Aylarca süren kuraklıktan sonra dün yağmur yağdı.

Araba süren kişi Tom'du.

Sibirya rüzgarları gece boyunca süren donlara neden olabilir.

Uzun süren hızlı bir kovalamacadan sonra polis memuru, Tom'u vurup öldürdü.

Bunun neden olabileceğini ilk öne süren Tom'du.

Yangın, onu tamamen iyileşmesi aylar süren üçüncü derece yanık ile bıraktı.

Umarım araba süren kişi Tom olmayacaktır.

Ali uzun süren sakatlığın ardından düz koşulara başladı.

Ali uzun süren sakatlığının ardından takımla birlikte antrenmanlara başladı.

Maç öncesi 30 dakika süren ısınma antrenmanı yapıldı.

Uzun süren sakatlığın ardından Ali yeşil sahalara geri döndü.

Ali uzun süren sakatlığın ardından formasına kavuştu.

Sakatlığı süren Ali maç kadrosuna alınmadı.

Sakatlığı süren Ali maçta forma giyemeyecek.

Sonunda aylarca süren zahmetin ardından başarılı oldular.

Karar vermek için yarına kadar süren var.

Uzun süren kuraklığın ardından haftalarca yağan yağmur Tom'un ekinlerinden bir kısmına zarar verdi.

Los Alamos Ulusal Laboratuvarı'ndaki bilim insanları tarafından yürütülen yeni bir çalışmada, dünya çapında hüküm süren yeni bir koronavirüs türünün önceki sürümlerden daha hızlı yayıldığı keşfedildi.

Roma dünyasında hüküm süren muhtelif ibadet şekillerinin tümü, insanlar tarafından mütesaviyen doğru, düşünürü tarafından yanlış, yargıcı tarafından da faydalı olarak görüldü. Ve böylelikle müsamaha yalnızca karşılıklı müsamahayı değil, aynı zamanda dinsel uyumu da ortaya koydu.

Britanya Kraliçesi Victoria'nın 1837'den 1901'e kadar süren uzun saltanatı, Amerikan refah döneminde gerçekleşti.

Bölgede yıllardır süren husumet artık sona mı eriyor?

Üç gün süren konferansa on beş şair katıldı.

Son on yıldır süren savaşı kazandı.

Aylardır süren siyasi kriz artık sona mı eriyor?

Dört gün süren festivale binlerce kişi katıldı.

Bir hafta süren yarışma 16 Kasım'da sona erdi.

Onay, iki gün süren tartışmalar sonrasında geldi.

Parkta kaykay ve paten süren çocuklar vardı.

Birkaç gündür aralıksız süren yağışlar baraj doluluk oranlarını epey yükseltti.

Hiroşi birkaç ay süren sanzeviliğin ardından sanki yer yarılıp da içine girmişçesine hiçbir iz bırakmadan sırra kadem bastı.

Doğum öncesinde uzun süren sancıları oldu.

Bu hükümete katılanlara söylediğimi Meclis'e de söylemek istiyorum: "Kan, meşakkat, gözyaşı ve alın terinden başka sunacak hiçbir şeyim yok." Önümüzde en acılı türden bir sınav var. Önümüzde çok, çok uzun aylar süren mücadele ve ıstırap var. Politikamız nedir diye soruyorsunuz; Şunu söylemek istiyorum: Denizde, karada ve havada, tüm gücümüzle ve Tanrı'nın bize verebileceği tüm gücümüzle savaşmak ve karanlıkta asla aşılamayan canavarca bir tiranlığa karşı savaşmaktır. İçler acısı insan suçları listesi. Politikamız bu.

Hayat aralıksız süren bir değişim içerisindedir.

Bu çıktı yıllar süren son derece özenli bir çalışmanın neticesidir.

Bu sonuca yıllar süren ve oldukça titiz çalışmalar ile ulaşılabilmiştir.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English