Learn how to use sıkıntısı in a Turkish sentence. Over 55 hand-picked examples.
Su sıkıntısı nedeniyle, banyo yapamadım.
Translate from Turkish to English
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.
Translate from Turkish to English
2010 yılında, H1N1 aşısı sıkıntısı vardı.
Translate from Turkish to English
Ciddi gıda ve yakıt sıkıntısı vardı.
Translate from Turkish to English
Yakıt sıkıntısı vardı.
Translate from Turkish to English
Bölge su sıkıntısı içinde.
Translate from Turkish to English
Şu an nakit sıkıntısı çekiyorum.
Translate from Turkish to English
Bakar bakmaz bir sıkıntısı olduğunu anlamıştım.
Translate from Turkish to English
Her zaman nakit sıkıntısı çekiyor.
Translate from Turkish to English
İthal petrol sıkıntısı vardı.
Translate from Turkish to English
Yükselmiş kiralar için kısmen şiddetli konut sıkıntısı suçlanacaktır.
Translate from Turkish to English
Hindistan'da şimdi gıda sıkıntısı var.
Translate from Turkish to English
Hiçbir kaya sıkıntısı yok.
Translate from Turkish to English
Sürekli para sıkıntısı var.
Translate from Turkish to English
Bu yaz ciddi bir su sıkıntısı çekiyoruz.
Translate from Turkish to English
Can sıkıntısı onun en kötü düşmanı.
Translate from Turkish to English
Can sıkıntısı çok büyük bir sorundur.
Translate from Turkish to English
İş sıkıntısı yok.
Translate from Turkish to English
Bu bölgede su sıkıntısı çekiliyor.
Translate from Turkish to English
Can sıkıntısı en lüks şeylerden biridir.
Translate from Turkish to English
Düzenli olarak açık havada çalışan kişiler uykusuzluk sıkıntısı çekmezler.
Translate from Turkish to English
Erkek kardeşim osteoporoz sıkıntısı çekiyor.
Translate from Turkish to English
Mühendis sıkıntısı şirketimizin gelişimine büyük dar boğaz.
Translate from Turkish to English
Hâlâ nakit sıkıntısı çekiyoruz.
Translate from Turkish to English
On yıl sonra dünya çapında bir petrol sıkıntısı olduğunu varsayalım. Sanayileşmiş ülkelere ne olurdu?
Translate from Turkish to English
Bu alanda bir su sıkıntısı var.
Translate from Turkish to English
İşgücü sıkıntısı bizim için büyük bir sorun oluşturur.
Translate from Turkish to English
Onlar krize yanıt vermek için para sıkıntısı çekiyorlar.
Translate from Turkish to English
Bu şehirde ciddi bir su sıkıntısı var, yani biz bazen banyo olmaktan vazgeçmeliyiz.
Translate from Turkish to English
Artık yiyecek sıkıntısı yok.
Translate from Turkish to English
Fon sıkıntısı nedeniyle projemiz başarısız oldu.
Translate from Turkish to English
Tom'un her zaman nakit sıkıntısı oluyor.
Translate from Turkish to English
Tom'un arkadaş sıkıntısı yok.
Translate from Turkish to English
Ona göre, insanlar su sıkıntısı çekeceği zaman yakında gelecektir.
Translate from Turkish to English
Buğday sıkıntısı var.
Translate from Turkish to English
Aşırı bir su sıkıntısı var.
Translate from Turkish to English
Leyla'nın sıkıntısı bitmedi.
Translate from Turkish to English
Tom'un sıkıntısı bitmedi.
Translate from Turkish to English
Leyla'nın taşradaki sıkıntısı yeni başlıyordu.
Translate from Turkish to English
Tom'un kazanmak için sıkıntısı yoktu.
Translate from Turkish to English
Sıcak para sıkıntısı esnafı zorluyor.
Translate from Turkish to English
Tom'un bir sıkıntısı var.
Translate from Turkish to English
Tom para sıkıntısı yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Tom para sıkıntısı çekiyor.
Translate from Turkish to English
O her zaman para sıkıntısı çeker.
Translate from Turkish to English
Para sıkıntısı çekiyor galiba.
Translate from Turkish to English
Ulaşım sıkıntısı yaşadığınızı duymuştum.
Translate from Turkish to English
Kıyafetleri sağa sola dağılmışken, tüm sıkıntısı yüzüne yansımıştı.
Evimiz ulaşım sıkıntısı olmayan bir yerde.
Alt yazıda senkron sıkıntısı var.
Mutfakları epey geniş olduğundan yer sıkıntısı çekmeden çift kapılı bir buzdolabı aldılar.
İki temel sıkıntı vardır: Biri geçim, diğeri can sıkıntısı.
Dizel yakıt sıkıntısı nedeniyle artık araba kullanmıyorlar.
Doğru zamanda yaşanan can sıkıntısı bir zeka belirtisidir.
Kralların sıkıntısı hakikatı duymak istememeleri.