Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "sabah"

Learn how to use sabah in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

O her sabah koşmaya gider.
Translate from Turkish to English

Tom beni dün sabah saat dokuzda aradı.
Translate from Turkish to English

Her sabah yürüyüşe çıkarım.
Translate from Turkish to English

O günlerde her sabah altıda kalkardım.
Translate from Turkish to English

Her sabah alışverişe çıkarım.
Translate from Turkish to English

Her sabah saat 5'te kalkıyorsun.
Translate from Turkish to English

Babam her sabah yürümeyi bir kural haline getirdi
Translate from Turkish to English

Her sabah tıraş olurum.
Translate from Turkish to English

Dün sabah hava çok soğuktu.
Translate from Turkish to English

Bu sabah ekmek ve tereyağı yedim.
Translate from Turkish to English

Bu sabah kahvaltı yapmadım.
Translate from Turkish to English

Bu sabah hava çok soğuktu.
Translate from Turkish to English

Amy her sabah istasyona yürür.
Translate from Turkish to English

Roosevelt sabah kiliseye gitti.
Translate from Turkish to English

Sabah kahvaltısından önce köpeğini parka götürür.
Translate from Turkish to English

Sabah erken kalkmak sağlığın için faydalıdır.
Translate from Turkish to English

Yarın sabah beni arayacağından emin ol.
Translate from Turkish to English

Sabah dışarıya çıkmadan önce her zaman hava durumunu izlerim.
Translate from Turkish to English

Bu sabah saat kaçta kalktın?
Translate from Turkish to English

Erkek kardeşim yarın sabah geliyor.
Translate from Turkish to English

Güneş sabah erken doğar.
Translate from Turkish to English

Onun sabah iki ve öğleden sonra bir dersi var.
Translate from Turkish to English

Genellikle sabah kahve, akşam çay içerim.
Translate from Turkish to English

O her sabah istasyona koşar.
Translate from Turkish to English

Amcam her sabah koştuğunu söyledi.
Translate from Turkish to English

Bu sabah çok soğuktu.
Translate from Turkish to English

O, her sabah dişlerini fırçaladığını söylüyor.
Translate from Turkish to English

Sabah ilk şey olarak bu mektubu postalamayı unutmayın.
Translate from Turkish to English

O, her sabah gazete okur.
Translate from Turkish to English

O bana yarın sabah onda varacağını söyleyen bir mektup gönderdi.
Translate from Turkish to English

Sadece yarın sabah altıda burada olmak zorundasın.
Translate from Turkish to English

Sabah kahvaltısı iskandinav usulü açık büfedir.
Translate from Turkish to English

Yarın sabah altıda kalkmak zorunda kalacaksın.
Translate from Turkish to English

Yarın sabah Osaka'ya hareket ediyoruz.
Translate from Turkish to English

O her sabah kahvaltıdan önce koşmaya gider.
Translate from Turkish to English

Sabah güneşi bakmak için çok parlak.
Translate from Turkish to English

Babam yarın sabah bana lezzetli bir yemek pişirecek.
Translate from Turkish to English

Bu sabah Liz'i gördüm.
Translate from Turkish to English

Genellikle saat altıda kalkarım, fakat dün sabah sekizde kalktım.
Translate from Turkish to English

Sabah kahvaltısı için çoğunlukla meyve yerim.
Translate from Turkish to English

Yarın sabah erken kalkmak zorunda kalacaksın.
Translate from Turkish to English

O her sabah banyo yapar.
Translate from Turkish to English

Ben her sabah Congee yerim.
Translate from Turkish to English

Bu sabah Tom kız kardeşinin hâlâ yatakta hasta olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English

Bu sabah onu ofiste görünce şaşırdık.
Translate from Turkish to English

Tom sabah erken kalkar.
Translate from Turkish to English

Tom her sabah 5.30'da kalkar.
Translate from Turkish to English

Ben sabah banyo yapmayı tercih ederim.
Translate from Turkish to English

Ben sabah duş almayı tercih ederim.
Translate from Turkish to English

Ben her sabah tıraş olurum.

Ben her sabah banyo yaparım.

Yarın sabah memleketine doğru yola çıkıyor.

Bu sabah bir süre çalıştım.

Sürücü İlk otobüsün sabah saat 6:00 da hareket ettiğini söyledi.

O, ilk treni kaçırabileceği korkusuyla sabah erkenden evden çıktı.

Bu sabah TV izledim.

Tam bu sabah, Tom Mary'den ödünç aldığı parayı ona geri ödedi.

Sabah onları güvertede buldu.

Kuşlar ötüyorlar, sabah olmalı.

Ben bir sabah kişisi değilim.

Sabah 7:50.

Ben sabah saatlerinde bazen onu aramalıyım.

Sabah koşuşturmacası şimdi zirvede.

Hiçbir şey sabah yapılan bir yürüyüş kadar hoş değil.

Sabah güneşi o kadar parlak ki ben onu göremiyorum.

Sabah hava durumu daha sonra gün içinde gök gürültülü sağanak yağışı öngördü.

Sabah 08:00.

Sabah ibadeti saat on birde başlar.

Sabah ayini bir ilahiyle başladı.

Ne, sabah dört bacağının üstünde, öğle iki bacağının üstünde, akşam üç bacağının üstünde gider?

Hava sabah tazedir.

Sabah kalktığım zaman hasta hissediyorum.

Sabah kahvaltını bitirdin mi?

Kahvaltı sabah 07:00-11:00 arası servis edilir.

Tom Kobe'den yarın sabah ayrılıyor.

Tom her sabah saat altıda kalkar.

Tom sabah erken ayrılmayı umuyordu fakat o uyuyakaldı.

Tom bu sabah sebze çorbası yedi.

Tom ve Jane tartıştılar fakat ertesi sabah barıştılar.

Tom her sabah altıda yataktan kalktı.

Tom dün sabah saat dokuzda beni aradı.

Sabah ereksiyonu olmayan birine ödünç para verme.

O ona sabah ilk trene yetişmesini tavsiye etti.

Sizi sabah çok erken aradığım için lütfen beni bağışlayın.

Tom her gün sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar çalışıyor.

Tom bu sabah tekrar işe geç kalmıştı.

Tom'un bu sabah acelesi vardı.

Tom, her sabah bazı hafif egzersizler yapmaya çalışır.

Tom her sabah yürüyüşe çıkar.

Tom her sabah kahvaltıdan önce duş alır.

Tom bu sabah kötü bir ruh hali içinde.

Tom Mary'ye bütün sabah ne yaptığını sordu.

Tom Mary'ye sabah erken ayrılmasını tavsiye etti.

O sabah saat beşte kalktım.

Maalasef her sabah erken kalkmak zorundayım.

Okul sabah sekiz buçukta başlar.

Kız kardeşim her sabah duş alır.

Bu sabah üşüyorum.

Tom Mary'nin sabah sekizde onun bir şişe şarap açmasının çok erken olduğunu düşünüp düşünmediğini merak etti.

Tom bütün sabah tek kelime söylemedi.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English