Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "son"

Learn how to use son in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Devenin belini kıran son saman çöpüdür.
Translate from Turkish to English

Son olarak o Amerika'ya gitti.
Translate from Turkish to English

Son hafta 5 öğrenci sınıfta yoktu.
Translate from Turkish to English

Son durum ne?
Translate from Turkish to English

Çin'e son gittiğimde Şangay'ı ziyaret etmiştim.
Translate from Turkish to English

Bu sayfanın son güncellenme tarihi: 2010.11.03
Translate from Turkish to English

Yakın gelecekte, AIDS'e son verebileceğiz.
Translate from Turkish to English

Son 100 yılın bilim ve teknoloji ve topluluğun diğer alanlarındaki gelişmeler hayat kalitesine hem avantajlar hem de dezavantajlar getirdi.
Translate from Turkish to English

Romanın son sayfasını henüz okumadım.
Translate from Turkish to English

Dün okulun son günüydü.
Translate from Turkish to English

Cumartesi, haftanın son günüdür.
Translate from Turkish to English

Onun çizdiği şey son derece detaylandırılmış ve belirgin, her zaman küçük detaylara ayrılamaz.
Translate from Turkish to English

Son zamanlarda onu görmedim
Translate from Turkish to English

Son kocam gerçekten aptaldı.
Translate from Turkish to English

Kara para skandalı, 11 Eylül, euronun yayılması, Eski Avrupa, IV. Hartz, Bayan Başbakan, vantilatör mili, iklim felaketi, mali kriz, enkaz primi ve kızgın vatandaş, Almanya'da yılın son 10 kelimesidir.
Translate from Turkish to English

Acele et, yoksa son treni kaçıracaksın.
Translate from Turkish to English

Son on yıldır hastalanmadım.
Translate from Turkish to English

Son hızda giden bir devriye arabası gördük.
Translate from Turkish to English

Son zamanlarda, ona maaş çekini zamanında vermiyorlar.
Translate from Turkish to English

Onun işe genellikle geç gelmesi yeterince kötüydü fakat sarhoş gelmesi bardağı taşıran son damlaydı ve ben onun işine son verdireceğim.
Translate from Turkish to English

Tommy son soruyu cevaplayamadı.
Translate from Turkish to English

İngilizcede dilin sekiz ana bölümü vardır:isim,fiil,sıfat,zarf,zamir,edat,bağlaç ve son olarak ünlem.
Translate from Turkish to English

Onu son kez gördüğümden beri Shelly gerçekten büyümüş.
Translate from Turkish to English

Son zamanlarda tembelleştim.
Translate from Turkish to English

Mağazaya gidiyorum ve kimi görüyorum? Onunla son kez buluştuğumuzdan beri kendisinde neler gittiğini bana hemen anlatmaya başlayan bir Amerikan arkadaşımı.
Translate from Turkish to English

Aktivistler en son Brezilya'nın uzak, ormanlık bir köşesinde görüldüler.
Translate from Turkish to English

Eylemciler en son Brezilya'nın uzak, ormanlık bir köşesinde görüldüler.
Translate from Turkish to English

Son olarak, on iki puan Estonya'ya!
Translate from Turkish to English

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
Translate from Turkish to English

Dinamit balıkçılığı resif ekosistemler için son derece tahrip edicidir.
Translate from Turkish to English

Tıptaki son gelişmeler dikkat çekiyor.
Translate from Turkish to English

Senin için tartışmaya son vereceğim.
Translate from Turkish to English

Onu yapacak son kişinin o olacağından eminim.
Translate from Turkish to English

Gerçekten mi? Onun evlenecek son kişi olduğunu düşünüyordum.
Translate from Turkish to English

Evet olması koşuluyla, bir kadına son sözü söyleyebilirsin.
Translate from Turkish to English

İngiliz halkı genel olarak evcil hayvanlarına son derece düşkündür.
Translate from Turkish to English

Onun tek isteği oğlunu son bir kez görmekti.
Translate from Turkish to English

Son zamanlarda, bilgisayar kullanımında artan çeşitlilik, ofis alanlarının çok ötesine uzandı.

Çorba son derece sıcak.

Son analizlerde, metotlar çocukları eğitmezler; insanlar eğitir.

Bu son sipariş.

Son zamanlarda, o çok fazla içki içiyor.

New York ve Tokyo arasında doğrudan uçuşlar son zamanlarda başlamıştır.

O, son tren için tam zamanında geldi.

Norveç'te yaşanan katliam ve son günlerde İngiltere'deki ayaklanma ve yağma, dünyanın içine sürüklendiği durum itibarı ile dehşet vericidir.

George, son zamanlarda üç saatlik mücadeleden sonra yakaladığı 30 paundluk bir levreği tanımlıyordu.

Ben tartışmaya bir son vermek istiyorum.

Son tatilde ne yaptın?

Tom'u en son ne zaman gördün?

O gerçekten son zamandan beri çok değişti.

Son zamanlarda onu görmedik.

Son zamanlarda tuhaf bir deniz yaratığı bulundu.

Son zamanlarda Bay Kimura ile ilgili bir şey görmedim.

Bilgisayarda oturum açan son kişi kimdi?

Ayrılacak son kişi soluk yüzlü,düz siyah saçlı, uzun bir adamdı.

Onu en son ne zaman gördünüz?

Son sayfa hariç tümünü bitirdim.

Son iki mısrayı çıkararak, o şarkıyı söyleyeceğiz.

Bardağı taşıran son damla.

Son anda vazgeçti.

Son anda aklına iyi bir fikir geldi.

Son yara ölümcüldü.

Benim son dönemim iki ay önceydi.

Son bölümü ayrıntılı olarak açıklar mısın?

Son yaprak düştüğünde, ben de gitmeliyim.

Son zamanlarda kilo aldım.

Ben biraz daha erken çıksaydım, son treni yakalardım.

Son derece dikkatli sür.

Mary son derece güzel bir kız.

Japon flütleri çoğunlukla bambu kamışından yapılır, fakat son zamanlarda bazı ağaç olanları ortaya çıkmıştır.

Eğer sistem istikrarlı değilse, son değer teoremi uygulanmaz.

O, bir köprüden atlayarak hayatına son verdi.

Son otobüse yetiştim.

O çalacak son adamdır.

Son gelişmeler onların seyahat planlarını değiştirmelerine neden oldu.

En son diş randevun ne zamandı?

Tom son durgunluk döneminde işini kaybetti

16 Haziran'daki toplantı için işte son gündem.

Bir şey yapmak için son ana kadar beklemeyi sevmez.

O, son çare olarak babasından ödünç para aldı.

Son treni kaçırdığımızı farz et, ne yapmalıyız?

Herkes onun sözünden dönecek son adam olduğunu bilir.

Yarın okulun son günü!

Sana borç para vereceğim, ama aklında bulunsun, bu son kez.

Son kez bir ağaca ne zaman tırmandığımı hatırlamıyorum.

Onların cihazı son derece gelişmiş.

Nüfus son beş yıl içinde iki katına çıkmıştır.

O, son treni kaçırmayı hak etti, oh olsun.

Shishir son zamanlarda bir sürü cümle düzeltmektedir.

Onu son gördüğümden daha şişman.

O, son toplantıya gelmedi.

O, son kez yaptığından daha iyi yaptı.

Hükümet son seçimde çoğunluğu kazandı.

Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.

Bu son fiyat mı?

Ben son derece sakindim.

Biz müziği duyabilmek için konuşmaya son verdik.

Tom Mary'ye onun yardımı için son derece minnettar.

Bu sözlük en son sürüm değil.

Ben az önce bu MP3 çaların en son sürümünü satın aldım.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English