Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "su"

Learn how to use su in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Kapta hiç su var mı?
Translate from Turkish to English

Kız bayıldı, fakat biz onun yüzüne su döktüğümüzde o kendine geldi.
Translate from Turkish to English

Tatlı su balıkları arasındakilerden bazıları korunmaktadır. Onları yakalamak veya satın almak yasadışıdır.
Translate from Turkish to English

Elektrik ve su olmadan hayat olmaz.
Translate from Turkish to English

Su, hava kadar değerlidir.
Translate from Turkish to English

Su, hava kadar kıymetlidir.
Translate from Turkish to English

Lütfen bana bir bardak su ver.
Translate from Turkish to English

Bu su içmek için güvenli.
Translate from Turkish to English

Su, insanlar için önemlidir.
Translate from Turkish to English

Deniz suyunu içemezsin çünkü su çok tuzlu.
Translate from Turkish to English

Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada su şişesi.
Translate from Turkish to English

Su temizlendi.
Translate from Turkish to English

Orijinalde "su kuyusu" anlamına gelen "hutong" sözcüğü, Moğol dilinden yaklaşık 700 yıl önce gelmiştir.
Translate from Turkish to English

20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.
Translate from Turkish to English

Bayan şimdi su içiyor.
Translate from Turkish to English

Su boruları dondu ve sonra patladı.
Translate from Turkish to English

Sanırım masanın altında su var.
Translate from Turkish to English

Yüzme havuzlarında su sürekli olarak bir filtreden geçirilerek pompalanır.
Translate from Turkish to English

İnsan su baskınları ve yangınlar gibi felaketlerden korkar.
Translate from Turkish to English

Su içebilirsin fakat aynı zamanda da onun yürümesine izin verebilirsin.
Translate from Turkish to English

Sadece susadığında su iç; günde 8 bardak su içmek sadece efsanedir.
Translate from Turkish to English

Lockheed skandalı büyük Amerikan uçak üreticisi Lockheed ile ilgili dünya çapında bir rüşvet skandalıdır.Şubat 1976 da su yüzüne çıktı ve esas olarak yolcu uçaklarının sözleşmelerinin kabulüne odaklandı.
Translate from Turkish to English

Su saydamdır.
Translate from Turkish to English

İlacını al ve bir bardak su getir.
Translate from Turkish to English

Su, ormanlar ve madenler önemli doğal kaynaklardır.
Translate from Turkish to English

1994'te Japonya'da su ve pirinç kıtlığı oldu.
Translate from Turkish to English

Su ve yağ birbirine karışmaz.
Translate from Turkish to English

Su yasası bir kaynak olarak suya sahip olma, kontrolü ve kullanımı ile ilgili hukuk alanıdır.
Translate from Turkish to English

Buz erirse, su olur.
Translate from Turkish to English

Gölette neredeyse hiç su yok.
Translate from Turkish to English

Su, yeryüzünün yaklaşık %70'ini kaplamaktadır.
Translate from Turkish to English

Ben bir bardak su istiyorum.
Translate from Turkish to English

Bir grup insanın bizimle birlikte su kayağına gideceğini düşünmüştüm. Fakat kesinlikle başka hiç kimse gelmedi.
Translate from Turkish to English

Su altında nefes alabilmenin hayalini kurardım.
Translate from Turkish to English

Susamış olduğum için su içiyorum.
Translate from Turkish to English

Gazlı su Amerika'da çok popüler değil.
Translate from Turkish to English

Bana biraz daha su verin.
Translate from Turkish to English

Su sıkıntısı nedeniyle, banyo yapamadım.
Translate from Turkish to English

Bu alanda yaşayan insanlar su yokluğu nedeniyle ölüyor.
Translate from Turkish to English

Su yokluğu nedeniyle kötü hasat hasat yaptık.
Translate from Turkish to English

Birdebire su aygırlarını bana niçin anlatıyorsun? O ve senin on iki kırmızı akvaryum balığının arasındaki bağlantıyı anlamıyorum.

Çocuklar su kaydırağına geldiklerinde su sıçratmayı seviyorlar.

Su, oksijen ve hidrojenden oluşur.

Bu göl kentimize su sağlamaktadır.

Su testisi su yolunda kırılır.

Su kaynıyor.

Su kaynayıp buharlașıyor.

Süt, su ile karıştırılmış.

Su olmasaydı, yaşayamazdık.

Su olmasaydı, dünyada hayat olmazdı.

Bu nesne su üzerinde yüzmek için yeterince hafif.

Su şebekesi deprem nedeniyle patladı.

Vanayı çevirerek su akışını kontrol etmeye çalış.

Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.

Su olmadan hayat olamaz.

Bir dereden su için.

Ne oldu? Tüm apartman dairesinde su var.

Tom sığ yerlerde su sıçratmaya gitti.

Tom kendini uyandırmak için kendi üzerine soğuk su döktü.

Kaz bir su kuşudur.

Tom köpüklü su raftingine gitti.

Tom çok fazla su kullanmamak için dikkatli olmak istiyor. Onun kuyusu neredeyse kuru.

Tom su musluğunu açtı fakat bir şey gelmedi.

Asker bana su verdi.

Tom kendini soğuk su ile yıkadı.

Tom Mary'ye kağıt bir bardakta nasıl su kaynatacağını gösterdi.

Dün su kesildi.

Kedilerin su korkusu vardır.

Köpek biraz su içti ve gitti.

Tom lavaboyu su ile doldurdu.

Tom kovayı soğuk su ile doldurdu.

Tom küveti sıcak su ile doldurdu.

Tom su altında yüzerken gözlerinin kapatır.

Tom bir nefeste su altında otuz metre yüzebileceğini iddia ediyor.

Tom biraz su kaynattı.

Beyaz-su rafting yolculuğumuz için bir rehber kiraladık.

Yangın olursa diye el altında her zaman bir kova su bulundur.

Yağ ve su birbiriyle karışmaz.

Şişede biraz su var.

Niçin su içiyorsun?

Tom'un hırsız olduğuna dair su götürmez kanıt var.

Bill bana bir bardak su getirdi.

Bob demliği su ile doldurdu.

Biraz su kaynatın.

İşte bir miktar su.

Hiç su yoktur.

Su saftır.

Sadece su, lütfen.

Biraz su, lütfen.

O şişeyi su ile doldurdu.

Su borusu patladı.

Pamuk su emer.

Bizim su boruları patlamış.

Bu saat su geçirmez.

Bir bardak su getiriniz lütfen.

Su buza döndü.

Bana bir bardak su ver.

Biraz daha su istiyorum.

Bir bardak su, lütfen.

Bana biraz soğuk su getirin.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English