Learn how to use sudan in a Turkish sentence. Over 82 hand-picked examples.
Altın sudan çok daha ağırdır.
Translate from Turkish to English
O, adeta, sudan çıkmış balık gibi.
Translate from Turkish to English
Süt sudan daha yüksek bir ısıda kaynar.
Translate from Turkish to English
Okuldaki diğer tüm çocukların zengin ebeveynleri vardı, ve o sudan çıkmış bir balık gibi hissetmeye başlıyordu.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary tekneyi sudan çıkardılar.
Translate from Turkish to English
Sudan bir kurbağa çıktı.
Translate from Turkish to English
Tabiri caizse, sudan çıkmış balık gibisin.
Translate from Turkish to English
Tom sudan çıkmış balık gibi hissetti.
Translate from Turkish to English
Bazı tuz madenlerden gelir, bazısı sudan.
Translate from Turkish to English
Sudan çıkmış balık.
Translate from Turkish to English
Hayır. O, sudan hoşlanmaz!
Translate from Turkish to English
Tom'u sudan çıkaralım
Translate from Turkish to English
Almanya'da biranın sudan daha ucuz olduğunu duydum. Bu doğru mu?
Translate from Turkish to English
Almanya'da biranın sudan daha ucuz olduğu duydum. Doğru mu?
Translate from Turkish to English
Sudan çık.
Translate from Turkish to English
Dudakların mavi. Sudan çıkmalısın.
Translate from Turkish to English
Kediler sudan korkarlar.
Translate from Turkish to English
Hava, sudan hafiftir.
Translate from Turkish to English
Vücudumuzun ne kadarı sudan oluşuyor.
Translate from Turkish to English
Eski bir havuz var. Kurbağa içine atlar ve sudan ses çıkar.
Translate from Turkish to English
O, sudan bir mazeret.
Translate from Turkish to English
Sudan başka hiçbir şey görünmüyor?
Translate from Turkish to English
Kediler sudan nefret ederler.
Translate from Turkish to English
O sudan ucuz.
Translate from Turkish to English
Senin sudan bahanelerini duymak istemiyorum.
Translate from Turkish to English
Bu bütün bir şey sudan bir mazeretti.
Translate from Turkish to English
Küçük ve köhne bir kasabada yetişen Tom, büyük şehre yerleştiğinde sudan çıkmış balığa dönmüştü.
Translate from Turkish to English
Europa ve Enceladus'un, yüzeylerinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanusa sahip oldukları düşünülmektedir.
Translate from Turkish to English
Kediler sudan korkar.
Translate from Turkish to English
Sudan uzak dur.
Translate from Turkish to English
Kan sudan daha yoğundur.
Translate from Turkish to English
Sudan başka içecek bir şeyin olmayacak.
Translate from Turkish to English
O sudan içmedin, değil mi?
Translate from Turkish to English
Bu çoraplar sudan ucuz.
Translate from Turkish to English
Gözün görebildiği kadarıyla sudan başka bir şey yoktu.
Translate from Turkish to English
Onları sudan çıkaralım.
Translate from Turkish to English
Onu sudan çıkaralım.
Translate from Turkish to English
Sudan korktuğum için denizci olmak istemiyorum.
Translate from Turkish to English
Sessiz bir köpekten ve durgun bir sudan sakının.
Translate from Turkish to English
Daha tuzu su, daha az tuzlu sudan daha ağırdır.
Translate from Turkish to English
Buzullar, kara buzları ve buzul dağları tatlı sudan yapılmıştır.
Translate from Turkish to English
Topraktan gelen her şey toprağa döner ve sudan gelen her şey denize döner.
Translate from Turkish to English
Sudan benim payımı veriver.
Translate from Turkish to English
Vücudumuzun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur.
Translate from Turkish to English
Bir daha bunu yaparsan, seni eşek sudan gelinceye kadar döveceğim.
Translate from Turkish to English
Çek Cumhuriyetin'de bira sudan daha ucuzdur.
Translate from Turkish to English
Biz sudan korkarız.
Translate from Turkish to English
Tom sudan dışarı çıktı.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'yi sudan dışarı çekti.
Tom, Mary'yi sudan çıkardı.
Bütün şehir sudan mahrum edildi.
Bir damla sudan bir mantıkçı bir Atlantik veya bir Niagara'yı tahmin edebilir.
Su her şeyin anasıdır; her şey sudan gelir, ve suya döner.
Herkes sudan çıksın!
Seni eşek sudan gelinceye kadar döveceğim.
Sami sudan çıktı.
Soğuk su, sıcak sudan daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.
Kocası hayatta olduğu sürece eli sıcak sudan soğuk suya değmedi.
Sudan çıktım.
Kendimi sudan çıkmış bir balık gibi hissediyorum.
Kendimi sudan çıkmış bir balık gibi hissettim.
Tom eşek sudan gelinceye kadar dayak yemiş.
Tom sudan çıktı ve kendini kuruladı.
Tom havadan sudan konuşma konusunda pek iyi değildir.
Havadan sudan muhabbet açma yönüm çok zayıftır.
İnsan vücudunun üçte ikisi sudan oluşur.
Bizler gibi Kutsal Ruh'u alan bu insanların vaftiz edilmesini önlemek için kim onları sudan geri çevirebilir?
Azıcık soğuk sudan kimseye zarar gelmez.
Köpeğim sudan korkuyor.
Ali'yi elime geçirirsem eşek sudan gelinceye kadar döveceğim.
Babası Tom'u eşek sudan gelinceye kadar dövmüş.
Kan sudan daha koyudur.
Ali sudan sebeplerle bana küstü.
Tom, John'u eşek sudan gelinceye kadar dövdü.
Ali'yle havadan sudan konuştuk.
"Cuba hangi ülkenin başkentidir?" "Güney Sudan."
"Hartum hangi ülkenin başkentidir?" "Sudan."
Sudan sebeplerle ayrıldılar.
Ne sordumsa sudan cevaplar aldım.
İsrail, BAE, Fas, Bahreyn ve Sudan ile ilişkilerini normalleştirdi.
Sudan geçerken at değiştirilmez.
Sudan başka bir şey içmez.