Learn how to use tavşan in a Turkish sentence. Over 92 hand-picked examples.
Bahçede bir tavşan koşuyor.
Translate from Turkish to English
O tavşan benim turplarımı alıp kaçıyor.
Translate from Turkish to English
Bir tavşan gibi yüz yıl yaşamaktansa, bir kaplan gibi bir gün yaşa.
Translate from Turkish to English
"Ben gerçekten yaparım, " küçük siyah tavşan cevap verdi.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary et için tavşan yetiştirmektedir.
Translate from Turkish to English
O, bir tavşan kadar ürkek.
Translate from Turkish to English
O, korkmuş bir tavşan gibi koştu.
Translate from Turkish to English
Bir tavşan, bir kaplumbağa ile yarıştı.
Translate from Turkish to English
Anne tavşan kendi vücudu ile yavrularını sıcak tutar.
Translate from Turkish to English
Benim tavşan dişlerim var.
Translate from Turkish to English
Tavşan ağacın arkasına saklandı.
Translate from Turkish to English
Tavşan bahçeden bir havuç çaldı.
Translate from Turkish to English
Tavşan havucu yiyor.
Translate from Turkish to English
Okula gittiğim zamanlar tavşan beslemiştim.
Translate from Turkish to English
Kül rengi bir tavşan ortaya çıktı ve ben yaklaşır yaklaşmaz zıplayıp tekrar ormana doğru koştu.
Translate from Turkish to English
Tom iyi bir şans tılsımı olarak bir tavşan ayağı saklar.
Translate from Turkish to English
Hiç tavşan eti yemedim.
Translate from Turkish to English
2014 Sochi Kış Olimpiyatlarının resmi maskotları Kutup Ayısı, Tavşan, Leopar ve Kar Tanesi ve Işık Demeti adlarındaki iki uzaylıdır.
Translate from Turkish to English
Havuçlar gözleriniz için iyidir. Siz hiç gözlük takan bir tavşan gördünüz mü?
Translate from Turkish to English
Tavşan şeklinde bazı kurabiyeler yaptım.
Translate from Turkish to English
Küçük beyaz tavşan "dileğin nedir?" diye sordu.
Translate from Turkish to English
Bahçede tavşan koşuyor.
Translate from Turkish to English
Tavşan gibi ürkekti.
Translate from Turkish to English
Çocuk sahibi olamıyorum bu yüzden buraya bir tavşan aldım.
Translate from Turkish to English
Küçük siyah tavşan bir süre sonra yemek yemeyi bırakıp oturdu, çok üzgün görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Tom korkmuş bir tavşan gibi koştu.
Translate from Turkish to English
Uzun uzun zaman önce, bir maymun, bir tilki ve bir tavşan birlikte mutlu şekilde yaşadılar.
Translate from Turkish to English
Bakın, bir tavşan var!
Translate from Turkish to English
İlk bakışta Totoro çok benzemeyen bir genetik kombinasyonu çalar saat, termos, kedi, tavşan ve penguen gibi.
Translate from Turkish to English
Bir çocuk sahibi olamıyorum bu yüzden onun yerine bir tavşan aldım.
Translate from Turkish to English
Tavşan kanı çaylar hazır.
Translate from Turkish to English
Tom kızına bir doldurulmuş tavşan verdi.
Translate from Turkish to English
"Ne oldu?" küçük beyaz tavşan sordu.
Translate from Turkish to English
Havuçlar gözlerin için iyidir. Sen hiç gözlük takan tavşan gördün mü?
Translate from Turkish to English
Havuç gözlerin için iyidir. Sen hiç gözlük takan tavşan gördün mü?
Translate from Turkish to English
O bulut bana bir tavşan gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English
Ormanda bir tavşan gördüm.
Translate from Turkish to English
Bir yavru tavşan tuzağa yakalanmıştı.
Translate from Turkish to English
Tavşan ormanda kaybolmaz.
Translate from Turkish to English
Ben ormanda bir tavşan gördüm.
Translate from Turkish to English
Elinde tavşan olan kişi avcıdır.
Translate from Turkish to English
Dün kollarında bir tavşan tutan bir adam gördüm.
Translate from Turkish to English
Tavşan neden paskalya için bir semboldür.
Translate from Turkish to English
Ben bir kurt, bir tilki ve bir tavşan gördüm.
Tavşan havuç yiyor.
Sen bir erkek misin yoksa korkmuş bir tavşan mı?
Porsuk bir sürü tavşan ve kayın tavuğu, ela keklik, küçük kemirgenler yakalar.
Tochtli tavşan etini sever.
İki küçük tavşan, beyaz tavşan ve siyah tavşan, büyük bir ormanda yaşadılar.
Ve küçük siyah tavşan bir daha asla üzgün görünmedi.
Gelecek yıl tavşan yılı.
Bu görüntü ya bir ördek gibi ya da bir tavşan gibi görülebilir.
Nereye koşuyorsun, küçük tavşan?
Tom yetiştirmek için bir çift tavşan besledi.
Bu sadece bir tavşan.
Zavallı tavşan, çok korkmuştu, sahibinin ellerinde inildedi.
Tavşan, köpeğin üstünden atladı.
Tavşan köpeğin üstünden atladı.
Ah, bir çikolata tavşan!
Neden o bana sevimli diyor? Sevimli aptalca bir kelimedir. Ben tavşan değilim.
Adam, kollarında bir havluya sarılmış bir tavşan taşıyordu.
İki tavşan, bir beyaz tavşan ve bir siyah tavşan, büyük bir ormanda yaşadılar.
Beyaz tavşan karda görünmezdi.
Yenilikçi tavşan havuç yemeyi reddetti.
Tom bir tavşan tuttu.
Oh, Diana, bak, bir tavşan var.
Sihirle şapkasından bir tavşan çıkardı.
Ben et için tavşan yetiştiriyorum.
Cümleler tavşan gibi çoğalır. Ama bu iyi.
Yolda bir tavşan gördüğümü sandım.
Tom arka bahçesinde bir tavşan gördü.
Tom arka bahçesinde birkaç tavşan gördü.
Araba ile tavşan avlanmaz.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Şapkadan tavşan çıkarmaya gerek yok.
Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.
Tom tavşan yakalamak için bir tuzak hazırladı.
Mary far görmüş tavşan gibi donakaldı.
Ali tavşan boku gibi ne kokar ne bulaşır.
Türkiye'de 6262 sayılı Tavşan Kanunu'nda belirtildiği üzere tavşan avlayan ve ticaretini yapanlara 62 lira ceza kesilmektedir.
Tavşan oyuğuna daldı ve gözden kayboldu.
On iki Çin burcu, fare, öküz, kaplan, tavşan, ejderha, yılan, at, koyun, maymun, horoz, köpek ve domuzdur.
Karda beyaz tavşan görünmüyordu.
Sadece Alice ve tavşan Harikalar Diyarı'nda yaşar.
Eve giderken birkaç tavşan gördüm.
Ali olayı duyunca far tutulmuş tavşan gibi kalakaldı.
İnsan olarak değil, tavşan olarak doğmak istiyordum.
Üç yüz on beş pembe tavşan otoyol boyunca yürüdü.
Çin burçlarının on iki hayvanı, doğada bulunan on bir hayvan türünden gelir; sıçan, öküz, kaplan, tavşan, yılan, at, koyun, maymun, horoz, köpek ve domuz ve efsanevi ejderha; takvim olarak kullanılırlar.
Tavşan kanı çay içiyorum.
Ormanın içinde yabani bir tavşan gördüm.
Korkak tavşan! Korkak (kedi)!