Learn how to use ulus in a Turkish sentence. Over 37 hand-picked examples.
Yüzden fazla ulus antlaşmayı onayladı.
Translate from Turkish to English
Tüm ulus haberden memnun oldu.
Translate from Turkish to English
Bütün ulus barış istiyor.
Translate from Turkish to English
Bir bütün olarak ulus, siyasi reformun lehinde.
Translate from Turkish to English
Ulus büyüyordu.
Translate from Turkish to English
Ulus barış halindeydi.
Translate from Turkish to English
Japonya güçlü bir ulus oldu.
Translate from Turkish to English
Amerika Birleşik Devletleri 1776 yılında bir ulus oldu.
Translate from Turkish to English
Ulus son zamanlarda bağımsızlığını ilan etti.
Translate from Turkish to English
Her ulus dünya barışını arzular.
Translate from Turkish to English
Japonya ekonomi olarak güçlü bir ulus oldu.
Translate from Turkish to English
Yeni ulus, Japonya'nın ekonomik etkisi altında.
Translate from Turkish to English
Hiçbir ulus diğerlerinden tamamen ayrılmış olamaz.
Translate from Turkish to English
Her ulus hak ettiği şekilde yönetilir.
Translate from Turkish to English
Japonlar Amerikanın çok ırklı bir ulus olduğunu unutmamalı.
Translate from Turkish to English
Amerika en demokratik ulus değildir.
Translate from Turkish to English
Bugün bütün ulus için yas günüdür.
Translate from Turkish to English
Polonya 120 yıl boyunca bir ulus olarak var olmayı durdurdu.
Translate from Turkish to English
Ben de İslam'ın her zaman ABD'nin hikayesinin bir parçası olduğunu biliyorum. Ülkemi tanıyan ilk ulus Fas'tı.
Translate from Turkish to English
Bir ulus kendi müziğini yaratır - besteci yalnızca onu düzenler.
Translate from Turkish to English
Ulus devletlerin varlığı, dünya'nın geri kalanında Avrupa'ya büyük bir avantaj sağladı.
Translate from Turkish to English
Dil yoksa ulus da yoktur.
Translate from Turkish to English
Büyük savaşın uzun yılları boyunca, ulus, yorgun ve yoksul bir durumda.
Translate from Turkish to English
Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde, olup bitecekleri bekliyor.
Translate from Turkish to English
Ulus ve ordu, padişah ve halifenin hainliğinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla içten bağlı ve uysal.
Translate from Turkish to English
Ulus ve ordu, kurtuluş yolu düşünürken bu atadan gelen alışkanlık dolayısıyla kendinden önce yüce halifeliğin ve padişahlığın kurtuluşunu ve dokunulmazlığını düşünüyor.
Translate from Turkish to English
O da ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.
Translate from Turkish to English
Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır.
Translate from Turkish to English
Ne denli zengin ve gönenmiş olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan öteye gidemez.
Translate from Turkish to English
Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir.
Translate from Turkish to English
Şu ayrımla ki, bağımsızlığı için ölümü göze alan ulus, insanlık onur ve şerefinin gereği olan her özveriye başvurduğunu düşünerek avunur ve kuşkusuz, tutsaklık zincirini kendi eliyle boynuna geçiren uyuşuk, onursuz bir ulusla karşılaştırılınca, dost ve düşman gözündeki yeri çok başka olur.
Translate from Turkish to English
Çünkü ulus, her türlü özveriye başvurarak bağımsızlığını sağlasa da, padişahlık sürüp giderse, bu bağımsızlığa güvenle bakılamazdı.
Translate from Turkish to English
Artık yurtla, ulusla hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulus bağımsızlığının ve onurunun koruyucusu durumunda bulundurulması nasıl uygun görülebilirdi?
Salgın süreci göstermiştir ki; dünyadaki hiçbir bölge, ulus veya ülke için hiyerarşiler ve ayrıcalıklar geçerli değildir.
"Ulus ilçesi hangi ile bağlıdır?" "Bartın."
"Goy" aslında İbranice'de "ulus" anlamına geliyordu ve Yahudiler, İbranice İncil'de tekrar tekrar "goy" olarak tanımlanıyordu.
İki ulus da geliştikçe çelik ve çimento gibi dünya kaynaklarını açgözlüce tüketiyorlar.