Learn how to use uzakta in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Baban şimdi uzakta.
Translate from Turkish to English
Tesadüfen arkadaşımın uzakta yürüdüğünü gördüm.
Translate from Turkish to English
Bütün yolu sadece onun evden uzakta olduğunu anlamak için yürüdüm.
Translate from Turkish to English
O, uzakta bir köpek havlaması duydu.
Translate from Turkish to English
O, uzakta kürek çeken bir teknenin görüntüsünü gördü.
Translate from Turkish to English
O, otelden çok uzakta değildir.
Translate from Turkish to English
İstasyon iki metre uzakta.
Translate from Turkish to English
O uzakta tatilde olamaz.
Translate from Turkish to English
Biz birbirimizden kilometrelerce uzakta yaşıyoruz.
Translate from Turkish to English
İstasyona ne kadar uzakta?
Translate from Turkish to English
Tom'un yeme isteği vardı fakat evde yiyecek bir şey olmadığı için yaşadığı yerden çok uzakta olmayan mahalle marketine gitti.
Translate from Turkish to English
Paris'e elli kilometre uzakta bulunuyor.
Translate from Turkish to English
Tom uzakta bir iş gezisindedir.
Translate from Turkish to English
O adam biraz uzakta duruyordu fakat Tom'un bağırdığını duyunca geri döndü.
Translate from Turkish to English
Tom karısı Mary ile birlikte Boston'dan çok uzakta olmayan bir çiftlikte yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Tom bizden uzakta olmayan kirasız küçük bir evde yaşıyordu.
Translate from Turkish to English
Tom emekli olduktan sonra şehirden uzakta yaşamak istiyor.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary buradan çok uzakta olmayan küçük bir kilisede evlendiler.
Translate from Turkish to English
Tom benim yerimden uzakta olmayan bir apartmanda yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Tom kampüsümüzden çok uzakta olmayan iyi bir restoran buldu.
Translate from Turkish to English
Tom istasyondan çok uzakta yaşamıyor.
Translate from Turkish to English
Tom şu anda buradan çok uzakta olmayan bir oteli yönetiyor.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'nin yaşadığı yerden uzakta olmayan bir parça arazi aldı.
Translate from Turkish to English
Kim gelirse gelsin, evden uzakta olduğumu söyle.
Translate from Turkish to English
Okulun buradan uzakta mı?
Translate from Turkish to English
Senin evin parka ne kadar uzakta?
Translate from Turkish to English
Komşusu, o uzakta iken çocukların bakımını üslenecek.
Translate from Turkish to English
O evden uzakta.
Translate from Turkish to English
O, uzakta tatildedir.
Translate from Turkish to English
Ben uzakta bir ışık gördüm.
Translate from Turkish to English
Biz uzakta bir ışık gördük.
Translate from Turkish to English
O, uzakta bir ışık gördü.
Translate from Turkish to English
O, New York'a ne kadar uzakta?
Translate from Turkish to English
O uzun süre uzakta olmayacak.
Translate from Turkish to English
Ev iki mil uzakta.
Translate from Turkish to English
Uzakta bir kasaba gördüm.
Translate from Turkish to English
Uzakta duman gördük.
Translate from Turkish to English
O benden uzakta oturdu.
Translate from Turkish to English
Uzakta bir ev gördüm.
Translate from Turkish to English
Uzakta bir ışık gördüm.
Translate from Turkish to English
Uzakta bir kuş gördük.
Translate from Turkish to English
Biz uzakta silah sesleri duyduk.
Translate from Turkish to English
Onun evi buradan uzakta değil.
Translate from Turkish to English
Biz uzakta bir kale gördük.
Translate from Turkish to English
Uzakta bir kulübe gördük.
Translate from Turkish to English
O benim evimden uzakta yaşar.
Translate from Turkish to English
Uzakta bir gemi görebiliyorum.
Translate from Turkish to English
Ailem bir haftalığına uzakta olacak.
Translate from Turkish to English
Uzakta bir ışık gördüğümüzde rahatladık.
Çocuklarınız uzakta olduğu için, bir sürü boş zamanınız olmalı.
Uzakta arazi gördüm.
Ben iş yerimden bir saat uzakta yaşıyorum.
Uzakta bir ada gördük.
Uzakta gök gürlediğini duydum.
Tom buradan çok uzakta yaşamıyor.
Uzakta loş bir ışık gördük.
Doğduğu yerden uzakta yaşıyor.
Uzakta bir köpeğin havladığını duydum.
Bir dahaki benzin istasyonu kaç mil uzakta?
Yatılı öğrenciler şimdi uzakta tatilde.
Tom'un buradan çok uzakta olmayan bir evi var.
Üniversitede uzakta iki çocuğum var.
Uzakta bir silahın patladığını duydum.
Uzakta kaplanların kükrediğini duyduk.
Uzakta hareket eden bir şey vardı.
Hafta sonu sık sık evden uzakta kalır.
Kıyıdan uzakta bazı botlar görüyorum.
Tom Mary'den yaklaşık yirmi dakika uzakta yaşamaktadır.
Uzakta bir yıldırım parlaması gördüm.
Ne kadar uzakta?
O çok çok uzakta.
Tom çok uzakta.
Yoldan uzakta bulunan annesi ile birlikte, Duke şirketinden zimmetine para geçirme planına devam edebildi.
Buradan uzakta mı hala?
Havaalanı şehir içinden çok uzakta.
O senden uzakta askerlik yaptı, sana yakın yeri tercih etmedi, ne garip değil mi?
Yolu bilmeyen beni uzakta bıraktı fakat yolu bilen U dönüşü yaptı.
Tom uzakta çalışıyor.
Uzakta mıydın?
Tom senden uzakta mı yaşıyor?
Tom senin yaşadığın yerden uzakta mı yaşar?
Tom buradan uzakta mı yaşar?
Tom uzakta.
Tom uzakta tökezledi.
Plaj buradan uzakta değil.
Onun ne kadar uzakta olduğunu bilmem gerekiyor.
Buradan yaklaşık bir mil uzakta yaşıyorum.
Tom çalıştığı yerden çok uzakta olmayan bir daire bulmalı.
Babam evden uzakta.
O, uzakta yaşamıyor.
O ne kadar uzakta?
Uzakta kalmalıydın.
Boston'a ne kadar uzakta?
Burası Boston'a ne kadar uzakta?
Boston Şikago'ya ne kadar uzakta?
Boston Şikago'dan ne kadar uzakta?
Boston uzakta mı?
O uzakta yaşıyor bu yüzden birbirimizi sadece haftada birkaç kez görürüz.
Tom buradan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.
Buradan uzakta olmayan büyük bir süpermarket var.