Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "uzun"

Learn how to use uzun in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Amazon, Nil'den sonraki dünyanın ikinci en uzun nehridir.
Translate from Turkish to English

Köpeğimin uzun bir kuyruğu var.
Translate from Turkish to English

Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
Translate from Turkish to English

Hindistan uzun yıllar boyunca Büyük Britanya tarafından yönetildi.
Translate from Turkish to English

Hindistan uzun yıllar Birleşik Krallık tarafından yönetildi.
Translate from Turkish to English

Eteğim fazla uzun.
Translate from Turkish to English

Benim saçım Jane'inki kadar uzun.
Translate from Turkish to English

Burada daha uzun kalmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

O uzun saçlı kız Judy'dir.
Translate from Turkish to English

Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.
Translate from Turkish to English

O uzun boylu değil.
Translate from Turkish to English

Onlar uzun süredir burada yaşıyor.
Translate from Turkish to English

Maria'nın uzun saçı var.
Translate from Turkish to English

Uzun zaman önce burada bir köprü vardı.
Translate from Turkish to English

O uzun mesafe yürümeye alışkın.
Translate from Turkish to English

Ben uzun boyluyum.
Translate from Turkish to English

Bu CD'yi uzun bir zamandır istiyorum.
Translate from Turkish to English

Uzun bir yokluktan sonra eve geri döndü.
Translate from Turkish to English

Uzun zamandan beri ilk kez beni aradı.
Translate from Turkish to English

En uzun parmak orta parmaktır.
Translate from Turkish to English

Güzel, gece çok uzun, değil mi?
Translate from Turkish to English

Ancak uzun bir tartışmadan sonra bir sonuca vardılar.
Translate from Turkish to English

Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.
Translate from Turkish to English

Uzun ve mutlu bir hayata!
Translate from Turkish to English

Oksijen olmasaydı bütün hayvanlar uzun zaman önce ortadan kalkmış olurdu.
Translate from Turkish to English

Uzun süre önce o filmi izledim.
Translate from Turkish to English

Sana uzun bir ömür verebilirim.
Translate from Turkish to English

Mağazada yeni bir uzun balık oltası var.
Translate from Turkish to English

Bestenin bu bölümünün biraz gerçek beceriye ihtiyacı var.Bunun piyanoda nasıl çalınacağını öğrenmek uzun zamanımı aldı.
Translate from Turkish to English

Daha uzun kalmak zaman kaybıdır.
Translate from Turkish to English

Oda uzun süredir boş.
Translate from Turkish to English

Göl buradan uzun bir mesafedir.
Translate from Turkish to English

Şu an uzun eteklerin modası geçmiştir.
Translate from Turkish to English

Sen ondan daha uzun boylusun.
Translate from Turkish to English

Siz ondan daha uzun boylusunuz.
Translate from Turkish to English

O, babasından daha uzun boyludur.
Translate from Turkish to English

Oğlun şimdiye kadar oldukça uzun olmalı.
Translate from Turkish to English

NB:Çok uzun süre önce çizildi bu yüzden kalite kötüdür.
Translate from Turkish to English

Ayaklanmayı bastırmak uzun sürecek.
Translate from Turkish to English

On yıl uzun bir zamandır.
Translate from Turkish to English

Uzun zaman önce Kyoto'ya gittim.
Translate from Turkish to English

Uzun zamandır onu tanıyor musun?
Translate from Turkish to English

Ben uzun bir zamandır yeni bir iş aramaktayım.
Translate from Turkish to English

Uzun süre kalamazsın.
Translate from Turkish to English

O, uzun ve güçlüdür.
Translate from Turkish to English

Bu, uzun bir gece oldu.
Translate from Turkish to English

Aslında tarih, bizim yapmamızdan ötürü bize ait değildir. Uzun zaman önce kendi kendimize sınav yapma süreci ile birbirimizi anlardık, şimdi birbirimizi ailede, toplumda ve yaşadığımız devlette apaçık bir yolla anlıyoruz.
Translate from Turkish to English

Fred annesine uzun bir mektup yazdı.

Ortaklığımız fazla uzun sürmedi.

Saçlarım Jane'inkinden daha uzun.

Sonbahar uzun ve ılımandı.

Beş kişiden birinin bir araba sahibi olması uzun sürmeyecektir.

Bu araştırma hızlı bir şekilde bitiremeyecek kadar çok uzun.

O, bir uzun ince sarışındı.

O kendini daha uzun göstermek için yüksek topuklu ayakkabılar giyiyor.

Sanat uzun, hayat kısadır.

O biraz daha uzun kalmam için bana baskı yaptı.

Ben, o filmi uzun zaman önce izledim.

Uzun zamandır görüşmedik. İşini tekrar değiştirdiğini duydum.

Uzun boylu adam, yakasına pembe bir karanfil takmıştı.

Ağabeyim gerçekten uzun boylu, yaklaşık 1.80m.

Babam kadar uzun boyluyum.

Onun uzun saçı var.

O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.

Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.

Tom, uzun bir günün ardından kanepede dinlenmeyi seviyor.

O benim kadar uzun boylu.

Bir bakıma uzun boyunlu ve dişsiz çok büyük çenesi olan dev dinozorlar gibi şu görüntüler ortaya çıktı.

Sorular uzun sürmeyecek, ve her şey tamamen gizli tutulacak.

Ondan uzun zaman haber alamadılar.

O, ortaya çıkmadan önce, uzun zaman beklemedim.

Mary gelmeden önce uzun süre beklememiştim.

Ay ortaya çıktığında, uzun süredir beklemiyorduk.

Ne kadar uzun süre beklediysek, o kadar daha sabırsız olduk.

Tartışmalar uzun ve bazen acıydı.

Gerçekler uzun yıllar boyunca halka açıklanmadı.

Ne kadar uzun!

Uzun bir deve kervanı Batıya doğru gidiyordu.

Siyatik sinir insan vücudundaki en uzun sinirdir.

Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.

Ben bazen ona çok uzun bir mektup yazarım.

Onları çok uzun bekletmemelisin.

Bu nehir Shinano'nun yaklaşık üçte biri kadar uzun.

Cildinizi çok uzun süre güneşe maruz bırakmayın.

O benden çok daha uzun.

Uzun zamandır istediğim budur.

Yeşil giyinmiş, o uzun boylu sarışın kızın kim olduğunu biliyor musun?

Ayrılacak son kişi soluk yüzlü,düz siyah saçlı, uzun bir adamdı.

Başkan Jefferson uzun sürecek ticaret yasağı istemiyordu.

Uzun saç şimdi moda değil.

Uzun yolculuk onun yarasını ağırlaştırmış.

Onun yurtdışında yaşadıkları hakkında uzun zaman konuştuk.

Ölüm hiçbir şey. Bu yüzden yaşamla başla, daha az komik ve daha uzun sürer.

Yerlilere uzun süre kurak havayla işkence yapıldı.

Çok uzun bir tatil birini tekrar işe başlamak için isteksiz yapar.

Bu kadar uzun bir zamandan sonra bu şarkıyı İşitmek gerçekten eski zamanları geri getiriyor.

Uzun bir yokluktan sonra geri döndü.

Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.

Tanıştığımızdan beri uzun zaman oldu, bir ya da iki içki içelim ve iyi eski günlerden konuşalım.

Ben uzun bir süre onu görmedim.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English