Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "verip"

Learn how to use verip in a Turkish sentence. Over 50 hand-picked examples.

Cevap verip vermemem önemli değil.
Translate from Turkish to English

Cevap verip vermemenin önemi yok.
Translate from Turkish to English

Çocuklara yüz verip şımartma.
Translate from Turkish to English

Çocuklara yüz verip şımartmaktan vazgeçmeni istiyorum.
Translate from Turkish to English

Üçüncü dünya savaşının patlak verip vermeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Tom'un onu yapmama izin verip vermeyeceğinden kuşku duyuyorum.
Translate from Turkish to English

Sizin beklediğiniz benim hak etmeden para kazanıp bunları sülaleme ve sevdiğim insanlara haksız yere verip vermeyeceğim.
Translate from Turkish to English

Tom'un ebeveynlerinin onun bizimle gitmesine izin verip vermeyeceklerini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Mary'ye yüz verip durmayın.
Translate from Turkish to English

Bana veda hediyesi olarak en sevdiği kitabı verip Osaka'ya taşındı.
Translate from Turkish to English

Bir insana yapılacak en büyük kötülük, ona umut verip sonra hiçbir şey olmamış gibi gitmektir.
Translate from Turkish to English

El ele verip bu ülkeyi kalkındıralım.
Translate from Turkish to English

Bugün erken gitmeme izin verip vermeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Tom'a oy verip vermediğini sor.
Translate from Turkish to English

Tom'un Mary'ye çiçekler verip vermediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Tom doğru kararı verip vermediğinden emin değil.
Translate from Turkish to English

Ayrılmaya karar verip vermediklerini bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom köpeğine Cookie ya da Pochi adını verip vermeyeceğine karar veremedi.
Translate from Turkish to English

Bilgiye değer verip öğrenmek Yahudilerin tekelinde değildir.
Translate from Turkish to English

Onun onu bana ödünç verip vermeyeceği umurumda değil.
Translate from Turkish to English

Prens William'ın herhangi birinin ona Bill demesine izin verip vermeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Onların konuşmana izin verip vermeyeceklerine bakalım.
Translate from Turkish to English

Bunu ona verip vermeyeceğini bana söyle.
Translate from Turkish to English

Bazen doğru karar verip vermediğimi merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Onun gitmesine izin verip vermeyeceğini merak ediyordu.
Translate from Turkish to English

Onların bugün eve erken gitmemize izin verip vermeyeceklerini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Tom'un araba sürmeme izin verip vermeyeceğinden şüpheliyim.
Translate from Turkish to English

Tom'un araba sürmeme izin verip vermeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Niye kısa bir ara verip kahve içmiyoruz?
Translate from Turkish to English

Tom'un bunu yapmama izin verip vermeyeceğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Tom'un hiç Mary'ye çiçek verip vermediğini merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

Allah dert verip derman aratmasın.
Translate from Turkish to English

Allah az verip aratmasın, çok verip azdırmasın.
Translate from Turkish to English

Allah az verip gezdirmesin, çok verip azdırmasın.
Translate from Turkish to English

Allah az verip bezdirmesin, çok verip azdırmasın.
Translate from Turkish to English

Ali topu arkadaşına verip sağ çizgiye kaçtı.
Translate from Turkish to English

Para verip izlediğin en kötü film hangisiydi?
Translate from Turkish to English

Can verip de kavuşamayanlardan bahsedecekseniz benden başlayın.
Translate from Turkish to English

Ali'yle kafa kafaya verip sorunu çözdük.

Tom depresyondayken kendini içkiye verip ilaç manyağı olmuştu.

Ali kaşıkla verip kepçeyle geri alan biri.

Kaşıkla verip kepçeyle geri alıyorlar.

Ali'yle korona selamı verip dirsek tokuşturduk.

Kafa kafaya verip bu işi çözmenin bir yolunu bulalım.

Çok para verip de doğru düzgün kullanmadığın bir şey var mı?

Birkaç yerel radyoya reklam verip mağazasının tanıtımını yapıyor.

Ödünç verip de geri dönmeyen çok kitabın var mı?

Sevdiğiniz şeylerden başkalarına da verip paylaşmadıkça asla iyilik ve erdeme erişemezsiniz.

Sadece ısı verip ışık vermeyen tartışmalardan uzak durmak en doğrusudur.

Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English