Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "yaban"

Learn how to use yaban in a Turkish sentence. Over 48 hand-picked examples.

Yasalar örümcek ağı gibidir, küçük sinekleri yakalayabilirler fakat yaban arısı ve eşek arılarının geçmesine izin verirler.
Translate from Turkish to English

Biraz yaban mersini topladıktan sonra, bir pasta yaparım.
Translate from Turkish to English

Haşhaş tohumlu çörekler onun gözdesidir, ama onun yaban mersinine razı olmak zorunda olduğu günler vardır.
Translate from Turkish to English

Bir yaban arısı beni soktu.
Translate from Turkish to English

Yaban kuşlarını izlemek çok eğlenceli.
Translate from Turkish to English

Bu sigara içme piposu yaban gülü kökünden yapılır.
Translate from Turkish to English

Tom çok iyi bir arkadaş fakat o bir yaban domuzuna benziyor bu yüzden onu potansiyel bir ilgi duyulan kişi olarak düşünmüyorum.
Translate from Turkish to English

Çayına birkaç yaban mersini koydum.
Translate from Turkish to English

Yaptığı yaban mersinli pasta lezzetliydi.
Translate from Turkish to English

Yaban mersini sezonu ne zamandır?
Translate from Turkish to English

Masada yaban mersinlerinin buzları çözülüyor.
Translate from Turkish to English

Bir milyon yaban sıçanı hatalı olamaz.
Translate from Turkish to English

Yaban tavşanlarının uzun kulakları vardır.
Translate from Turkish to English

Şu anda, bizim yaban mersini, böğürtlen, kiraz, çilek, şeftali ve nektarinimiz var.
Translate from Turkish to English

Kediler yaban hayatı için üst düzeyde tehdittir. Daha şimdiden otuz üç tane türün küresel çapta yok olmasından sorumludurlar ve her yıl milyarlarca yabani kuş ve memeliyi öldürmektedirler.
Translate from Turkish to English

Bunlar asalak yaban arıları.
Translate from Turkish to English

Tom'un arılar, eşek arıları ve yaban arılarına karşı alerjisi vardır.
Translate from Turkish to English

Kırmızı yaban mersini Finlandiya'da popülerdir.
Translate from Turkish to English

Örgüt, yaban hayatı korumasında başlıca rol oynar.
Translate from Turkish to English

Bölge, manzarası ve yaban hayatı ile ünlüdür.
Translate from Turkish to English

Bunlar şimdiye kadar gördüğüm en mavi yaban mersinidir. Onlar neredeyse doğal olmayan mavidir.
Translate from Turkish to English

Yaban gelincikleri oyuncu ve meraklıdırlar.
Translate from Turkish to English

Biz biraz soslu, patatesli ve kırmızı yaban mersinli reçelli İsveç köfteleri yedik.
Translate from Turkish to English

Tom köftelere biraz kırmızı yaban mersinli reçel koydu.
Translate from Turkish to English

Kimin iğne batması daha ağrılıdır: Bir arının mı yoksa bir yaban arısının mı?
Translate from Turkish to English

Hangisinin sokması daha acılıdır: Bir arının mı yoksa bir yaban arısının mı?
Translate from Turkish to English

Yaban öküzleri yüz yıllardır tükenmiş.
Translate from Turkish to English

Yaban domuzu bütün patateslerimizi yedi.
Translate from Turkish to English

Yaban domuzları bahçemi kazdı.
Translate from Turkish to English

Yaban domuzları bütün patateslerimizi yedi.
Translate from Turkish to English

Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.
Translate from Turkish to English

Bunun bir yaban arısı ve onun bir bal arısı olduğunu sandım.
Translate from Turkish to English

Tom'un yaban mersini dolu bir sepeti var.
Translate from Turkish to English

Havuzun yanında yaban ördekleri var.
Translate from Turkish to English

Toprak sana diken ve çalı verecek, yaban otu yiyeceksin. Yaratılmış olduğun toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin.
Translate from Turkish to English

Yaban kazları güneye uçuyorlar.

Ali yaban ellerde ekmek peşinde koşuyor.

Gençliğimi yaban ellerde geçirdim.

Neden biraz yaban mersini almıyoruz?

Skura yaban hayatı için can atıyordu.

Yaban hayatı heyeti halka "Yeryüzünde giderek daha az yerimiz var" diye şikayet etti. - "Çok üzücü ama bu senin sorunun!" diye yanıtladı halk.

Tom yaban mersini topluyordu.

Onlar benim yaban mersinlerim.

Bu ağaca yaban arıları yuva yapmış.

Bilim insanları yaban hayatına, özellikle de nesli tükenmekte olan koala popülasyonlarına verilen zararı değerlendirmeye başlıyor.

Bir yaban arısı parmak eklemimden soktu.

Bu yaban mersini.

Dün kaç tane yaban mersinli kek yedin?

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English