Learn how to use yanı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
İngilizcenin yanı sıra iki dil bilmekte.
Translate from Turkish to English
Gitmiyorum, çünkü diğer nedenlerin yanı sıra param yok.
Translate from Turkish to English
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.
Translate from Turkish to English
İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra, Almanca konuşabilir.
Translate from Turkish to English
İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.
Translate from Turkish to English
Yanı başımda güzel bir kız buldum.
Translate from Turkish to English
Eski olanlarının yanı sıra çağdaş Farsça şiirler batı dünyasında bilinmemektedir.
Translate from Turkish to English
Eğitim yaptığın okulda yazı yazmanın yanı sıra sağduyuyu öğretmediler mi?
Translate from Turkish to English
Karısı iki çocuğunun yanı sıra şimdi kocasının dedesine de bakmak zorundaydı.
Translate from Turkish to English
Müziğin yanı sıra o sporları da sever.
Translate from Turkish to English
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.
Translate from Turkish to English
Jane gitarın yanı sıra keman çalabilir.
Translate from Turkish to English
Dün sert rüzgarların yanı sıra, yoğun yağmur yağdı.
Translate from Turkish to English
Tom İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşabilir.
Translate from Turkish to English
Tom'un bir iyi yanı ve bir de kötü yanı var.
Translate from Turkish to English
Zaman yalanın yanı sıra gerçeği de ortaya koyar.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary'nin birçok ortak yanı var.
Translate from Turkish to English
Bir cerrah olmanın yanı sıra, o ünlü bir yazardı.
Translate from Turkish to English
İngilizcenin yanı sıra Fransızca konuşabilir.
Translate from Turkish to English
Parkın her yanı ağaçlık.
Translate from Turkish to English
Ünlü bir fizikçi olmanın yanı sıra, o büyük bir romancıdır.
Translate from Turkish to English
Michael İngilizcenin yanı sıra Japonca da konuşur.
Translate from Turkish to English
Pencere yanı mı yoksa koridorda mı bir yer istersiniz?
Translate from Turkish to English
Sir Winston Churchill, büyük bir devlet adamı olmanın yanı sıra, büyük bir yazardı.
Translate from Turkish to English
Nancy Paris'in yanı sıra Londra'ya da gitti
Translate from Turkish to English
Sporun yanı sıra müziği de severim.
Translate from Turkish to English
İyi bir doktor olmasının yanı sıra, o çok ünlü bir roman yazarıydı.
Translate from Turkish to English
O, ona yiyeceğin yanı sıra para da verdi.
Translate from Turkish to English
Onun onunla ortak bir yanı yoktu.
Translate from Turkish to English
Tom'un Mary ile bir sürü ortak yanı var.
Translate from Turkish to English
Onların pek çok ortak yanı var.
Translate from Turkish to English
Tom'un Mary ile hiçbir ortak yanı yoktur.
Translate from Turkish to English
Şehrin dört bir yanı dağlarla çevriliydi.
Translate from Turkish to English
İki dilin ortak çok yanı var.
Translate from Turkish to English
İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşur.
Translate from Turkish to English
İngilizcenin yanı sıra, Almanca da konuşur.
Translate from Turkish to English
O güzel olmasının yanı sıra zekiydi.
Translate from Turkish to English
İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da konuşur.
Translate from Turkish to English
Öğretmenimiz İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.
Translate from Turkish to English
Öğrencilerinin yanı sıra öğretmen de geldi.
Translate from Turkish to English
Bir doktor olmanın yanı sıra, o bir yazardır.
Translate from Turkish to English
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşabilir.
Translate from Turkish to English
Hesaplamalı dilbiliminde birçok dil bilmenin yanı sıra iyi bir bilgisayar kullanım bilgisi gereklidir.
Her adamın zayıf bir yanı vardır.
Tokyo'nun yanı sıra Osaka bir ticaret merkezidir.
Yanı başında onun için atan bir kalp var.
Japonca öğrenmenin zor yanı nedir?
Bir altıgenin altı yanı var.
Tom yatak yanı lambasını kapattı.
Arabasını iki yanı ağaçlı yolun ortasına koydu ve uyudu.
İstanbul'un en kötü yanı trafiktir.
Fakat bu söylediğin sözün, elle tutulacak yanı yok.
Bana kalırsa fazla büyütülecek bir yanı yok.
Politikacı olmanın yanı sıra bir gazeteci ve öğretmendi.
Tom ve erkek kardeşinin çok az ortak yanı var.
İlginç bir yanı yok.
Bu ikisinin çok az ortak yanı var.
Onların birbirleriyle ortak yanı var.
Onların hiç ortak yanı yok.
Diller, menfaat ve güzellikte ortak bir yanı olan tüm konuşmacılarına aittir.
Sigara içmesinin yanı sıra babam içki de kullanır.
Piyano çalmasının yanı sıra şarkı da söyler.
Büyük bir arkadaş olmasının yanı sıra büyük bir şeftir.
Her insanın saklı bir yanı vardır.
O İspanyolcanın yanı sıra İngilizce de konuşabilir.
Birçok kişiyle konuşmak istiyorsan, Esperanto öğrenmelisin. Neden bu dil? Çünkü o hem güzel hem de çalışmamızı teşvik eder. Dünyanın çeşitli ülkelerinde bir sürü insan olduğundan dolayı uluslararası bir dil önemlidir. Ve bunun yanı sıra, Esperanto sadece faydalı değil aynı zamanda öğrenmesi kolaydır. Esperanto konuşuyorsan birçok ülkede seyahat edebilirsin. Gel ve onu öğren.
Mutfakta robot kullanmanın rahatsız edici yanı nedir?
Hepimiz şimdiki zamanın yanı sıra geçmişle ve gelecekle bağlandık.
Bir doktor olmasının yanı sıra o iyi bir piyanistti.
Bunun yanı sıra, nasıl dans edilir bilmiyorum.
Onun karısı İngilizcenin yanı sıra İspanyolca konuşur.
Bay Nakajima, İngilizcenin yanı sıra, akıcı Almanca konuşabilir.
Fransızca Fransa'nın yanı sıra İtalya bölgelerinde konuşulur.
O, bilginin yanı sıra bana tavsiye verdi.
Sincaplar böcekler ve mantarların yanı sıra tohumlar ve fındıklar da yer.
Tom İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.
Onun onunla hiçbir ortak yanı yok.
Vücudun yanı sıra zihnin de egzersize ihtiyacı var.
Mary iyi Esperanto bilgisine sahip olmanın yanı sıra bir Portekizce anadil konuşuru ve İngilizce ve İspanyolcada akıcıdır.
Çeke miktarı rakamların yanı sıra kelimelerle de yaz.
Hava o gün soğuktu, ve bunun yanı sıra, yağmur yağıyordu.
Oğlunun yanı sıra kızı da ünlüydü.
Muktedirliğin vizyonlarının yanı sıra aşağılık duyguları içeren kafasında bir patlayıcı karışımı vardı.
Bir park ve bir hastanenin yanı sıra, üç sokak.
Biz başkaları ile iletişim kurmak için sözlerin yanı sıra jestler de kullanırız.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.
Brezilya Atlas Okyanusu'nun yanı sıra on ülkeye sınır komşusudur.
O, İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.
Eşcinsel olmanın kötü bir yanı yok.
Meyvenin yanı sıra, dondurma yiyeceğiz.
Müzisyen Japonya'nın yanı sıra yurtdışında da ünlüdür.
Sekreter güzel olmasının yanı sıra İngilizcede iyidir.
Piyanonun yanı sıra, herhangi başka enstrüman çalabilir misin?
O bir bisikletin yanı sıra bir motosiklet sürebilir.
Yemek, içeceğin yanı sıra tatlı da içeriyor.
Yazarın iki karakteri bir araya getirmesi, onların farklılıklarının yanı sıra onların benzerliklerini de vurguluyor.
İngilizcenin yanı sıra Tay dili de konuşabiliyor.
O İngilizcenin yanı sıra, Almanca ve Fransızca bilir.
Evde bir oturma odasının yanı sıra iki yatak odası ve tabii ki bir mutfak ve bir banyo vardı.
Avrupa ile Asya'yı ayıran İstanbul boğazında tarihi yalıların yanı sıra Dolmabahçe Sarayı ve Beylerbeyi Sarayı yer almaktadır. Karadeniz ile Marmara'yı birbirine bağlayan İstanbul boğazı, muhteşem gece kulüpleri ve restoranlarıyla şehri ziyarete gelen insanlara unutamayacakları anılar bırakıyor.