Learn how to use yana in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Bu ikisi yan yana duruyor.
Translate from Turkish to English
Biz yan yana yürüdük.
Translate from Turkish to English
Japon olanları bir yana bırak, onun çok sayıda yabancı pulları var.
Translate from Turkish to English
İki ev yan yana durur.
Translate from Turkish to English
Onlar yol boyunca üçü yan yana yürüdü.
Translate from Turkish to English
Üçü yan yana yürüyorlardı.
Translate from Turkish to English
Yaşlı çift yan yana oturdu.
Translate from Turkish to English
Yaşlı çift yan yana oturuyordu.
Translate from Turkish to English
Tom her zaman Mary'den yana olur.
Translate from Turkish to English
Dün geceden bu yana hafif bir baş ağrım var.
Translate from Turkish to English
Onlar yan yana oturdular.
Translate from Turkish to English
Onlar yan yana yürüdüler.
Translate from Turkish to English
Avantajlar ondan yana.
Translate from Turkish to English
O, köleliğin kaldırılmasından yana biri değildi.
Translate from Turkish to English
Böyle bir plandan yana değilim.
Translate from Turkish to English
Kapıyı açtım ve yan yana duran iki erkek çocuk gördüm.
Translate from Turkish to English
Şans benden yana değil.
Translate from Turkish to English
O, uykusunda bir o yana bir bu yana döndü.
Translate from Turkish to English
Erkeklerle yan yana çalıştı.
Translate from Turkish to English
Tesadüfen yan yana yürüdüler.
Translate from Turkish to English
Kızlar yan yana oturuyorlardı.
Translate from Turkish to English
İlk yarıyıldan bu yana notlarım düzeldi.
Translate from Turkish to English
Kuşlar dört bir yana uçuştu.
Translate from Turkish to English
İki ev yan yana duruyor.
Translate from Turkish to English
Buraya taşındığımdan bu yana üç yıldan fazla oldu.
Translate from Turkish to English
Zaman benden yana.
Translate from Turkish to English
Senden yana çok hayal kırıklığına uğradım.
Translate from Turkish to English
Her adam zayıf bir yana sahiptir.
Translate from Turkish to English
Kararı kırmızı arabadan yana oldu.
Translate from Turkish to English
Yüzümü yana çevirdim.
Translate from Turkish to English
Siz benden yana mısınız?
Translate from Turkish to English
Ben insanlardan yana çok kırıldım.
Translate from Turkish to English
Yüzünü yana çevirme.
Translate from Turkish to English
Yüzünü yana çevirdiler.
Translate from Turkish to English
Son kezden bu yana o çok değişti.
Translate from Turkish to English
Tom yüzünü yana çevirdi.
Translate from Turkish to English
Vay be, Daniel'ı son gördüğümden bu yana çok kilo almış.
Translate from Turkish to English
Şaka bir yana!
Translate from Turkish to English
Asgari ücreti tanıtmaktan yana mısınız?
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary yan yana oturuyorlar.
Translate from Turkish to English
Yan yana iki oda almanı istiyorum.
Translate from Turkish to English
Babam öldüğünden bu yana 10 yıl geçti.
Translate from Turkish to English
Babam öldüğünden bu yana 5 yıl oldu.
Translate from Turkish to English
Ama gönlüm olasılıkla'dan yana.
Translate from Turkish to English
Seni gördüğümden bu yana uzun zaman geçti.
Translate from Turkish to English
Seni gördüğümden bu yana uzun zaman oldu.
Translate from Turkish to English
Almanya, Hollanda'yla yan yana.
Translate from Turkish to English
İki bina yan yana.
Translate from Turkish to English
Karısının ölümünden bu yana, Tom çocukların hem annesi hem babası oldu.
Translate from Turkish to English
Onun ölümünden bu yana iki yıl geçti.
Translate from Turkish to English
Zafer bizden yana.
Translate from Turkish to English
Kürtajdan yana olan herkesin zaten doğmuş olduğunu fark ettim.
Translate from Turkish to English
Yana Londra'da yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Senin gidişinden bu yana çok şey oldu.
Şaka bir yana!?
Şaka bir yana, çalışıyor olabilir.
Şaka bir yana, nasılsın?
Geçen ekim ayından bu yana eğlenceli bir şey yapmadık gibi görünüyor.
Tom ve Mary fen dersinde yan yana oturdular.
Şaka bir yana, işe yarayabilir.
Tom bir an için Mary'ye baktı ve sonra yüzünü yana çevirdi.
Ateşle barut yan yana durmaz.
O, şapkasını yana yatırdı.
Herkes yeni projeden yana.
Bugün şans benden yana.
Onlar yan yana yürüyordu.
Onlar cadde boyunca yan yana yürüdü.
Şans bugün benden yana.
Şans benden yana bugün.
Yüzünü yana çevir.
Yana kaysana.
Yana kay.
Tom ve Mary yan yana oturdular.
Yağmurdan bu yana gitmedim.
Birkaç kadın yüzünü yana çevirdi.
Yan yana yürüdüler.
Masaları yan yana koy.
Tom ve Mary kanepede yan yana oturuyorlardı.
Her yana baktım, ama kitabım yok.
Tom şapkasını yana yatırdı.
Onun beni terk etmesinden bu yana iki yıl geçti.
Babam yakınıyor; o geçen haftadan bu yana sürekli olarak meşgul oldu.
Tom ve Mary yan yana yürüdü.
1965 yılından bu yana o kasabada hiçbir adam kaçırma olayı bildirilmemişti.
Yana bir bilgisayar programcısı mı?
Yana, Yekaterinburg'da astrofizik okuyor.
Ferrari, 1950 yılında başlamasından bu yana Formula1'de her sezon yarışan tek şirkettir.
"Şimdi Roma'da mı yaşıyorsun?" "Evet, biz temmuz ayından bu yana orada yaşıyoruz."
Bütün geceyi yatakta bir o yana bir bu yana dönerek geçirdim.
Tom ve Mary yan yana yürüyordu.
Tom'la yan yana çalıştım.
Tom ve Mary yan yana holden aşağıya doğru yürüdü.
O, erkek kardeşiyle yan yana oturuyordu.
Tom ve Mary sınıfta yan yana oturuyordu.
Yan yana.
Tom yana çekildi.
Tom ve Mary yan yana oturuyordu.
Bunu benim için bir yana koy.
Tom ve Mary yan yana çalıştı.
Böyle yatalım yan yana, ne olur bırakma beni annem.