Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "yasak"

Learn how to use yasak in a Turkish sentence. Over 88 hand-picked examples.

Adem'in yasak meyveyi neden yedi?
Translate from Turkish to English

Bu bina şimdi yasak bölgededir.
Translate from Turkish to English

Bu yasak bir alandır.
Translate from Turkish to English

Bu telefonu kullanmam yasak.
Translate from Turkish to English

Flaşlı fotoğraf çekmek bu noktadan itibaren yasak.
Translate from Turkish to English

Burada balık tutmak yasak.
Translate from Turkish to English

Bazı şeyleri yapmam yasak, bunu anlaman lazım.
Translate from Turkish to English

Bu yasak!
Translate from Turkish to English

Yasak bölgede mi bulundun?
Translate from Turkish to English

Burada sigara içmek yasak.
Translate from Turkish to English

Bu bilgiyi ticari amaçlı kullanmak yasak.
Translate from Turkish to English

Avustralya'da otostop yasak mı?
Translate from Turkish to English

U dönüşü yasak!
Translate from Turkish to English

Sigara içmek burada yasak.
Translate from Turkish to English

Tükürmek yasak
Translate from Turkish to English

Bu alan yasak bölge.
Translate from Turkish to English

Tom, sigara içilmesi yasak yerlerde sigara içen insanlardan hoşlanmaz.
Translate from Turkish to English

Bu yasak.
Translate from Turkish to English

Orada, onlar onun yasak olduğunu söylemez. Aslında, onlar onun zorunlu olduğunu söyler.
Translate from Turkish to English

Onlar bunun orada yasak olduğunu söylemezler. Aslında onun zorunlu olduğunu söylerler.
Translate from Turkish to English

Onu yasak ettiler.
Translate from Turkish to English

Burada yüzmek yasak.
Translate from Turkish to English

Ev hayvanları burada yasak.
Translate from Turkish to English

Sigara içmek yasak.
Translate from Turkish to English

Bu kesinlikle yasak.
Translate from Turkish to English

Burada nefes almak yasak.
Translate from Turkish to English

Konuşmam yasak.
Translate from Turkish to English

Bunun hakkında konuşmam yasak.
Translate from Turkish to English

Sanırım bunu yapmam yasak.
Translate from Turkish to English

Bunu yapmam yasak.
Translate from Turkish to English

Çime basamam. Yasak.
Translate from Turkish to English

Çimlerde yürümek yasak ama ya koşmak?
Translate from Turkish to English

Köpek yasak.
Translate from Turkish to English

Öğrencilerin öğretmenler odasına girmesi yasak.
Translate from Turkish to English

Hah, senin 'yasak büyüler'in bana karşı işlemeyecek!
Translate from Turkish to English

Park etmek yasak!
Translate from Turkish to English

Pharamp yasak yere park ettiği için para cezası ödedi.
Translate from Turkish to English

Sigara içmek artık tüm iç hat uçuşlarında yasak.
Translate from Turkish to English

Bu alan halka yasak bölge.
Translate from Turkish to English

Bunu burada yapmak yasak.
Translate from Turkish to English

Yasak meyve en iyi tada sahiptir.
Translate from Turkish to English

Ben bunun yasak olduğunu düşündüm.
Translate from Turkish to English

Burası alkol satışının yasak olduğu bir kasabadır.
Translate from Turkish to English

Yasak meyve her zaman en tatlısıdır.
Translate from Turkish to English

Silah taşımak yasak.
Translate from Turkish to English

Dans etmek yasak.
Translate from Turkish to English

Tom'un dışarı gitmesi yasak.
Translate from Turkish to English

Yasak meyve en tatlıdır.
Translate from Turkish to English

Havuza giriş yasak.
Translate from Turkish to English

Saat 10'dan sonra dışarıda kalmam yasak.
Translate from Turkish to English

Dur! Burada park etmen yasak.
Translate from Turkish to English

Sami'nin yasak ilişkisi patladı.
Translate from Turkish to English

Bunu yapmak yasak mı?
Translate from Turkish to English

Sami ve Leyla yasak aşk ilişkilerine devam ettiler.
Translate from Turkish to English

Sami yüzülmenin yasak olduğu bir bölgedeydi.
Translate from Turkish to English

Yasak hiç kimse tarafından kale alınmıyor artık.

Bunu yapmak yasak burada.

Göze yasak olmaz.

Yaşadığım apartmanda hayvan beslemek yasak.

Ming Hanedanlığında (15. yüzyılın başlarında), Pekin'in merkezi Yasak Şehir'di.

O saatte dışarı çıkmam yasak.

Giremezsiniz, yasak.

Nefs-i müdafaa yasak değildir.

Ailenin ülkeden ayrılması yasak.

Yasak önümüzdeki üç ay boyunca geçerli olacak.

Oraya galoşsuz girmek yasak.

Ödevini bitirmeden bilgisayar yasak.

Bu nehirde yüzmek neden yasak?

Bu bilardo salonunda pike yapmak yasak.

Yasak ne zaman kalkacak?

Yasak ne zaman uygulamaya girecek?

Naima Salhi hakkında konuşmak da mı yasak yahu?

Dışarı çıkmam yasak.

Bu taburda devrecilik yasak.

Sen bana yasak, ben sana tutsak.

Okulda ruj sürmek yasak.

Okula rujlu gelmek yasak.

Kasayla bal yasak.

Yasak baldan tatlıdır.

Temel otobüsteyken cep telefonuyla Dursun'u arayıp konuşmaya başlamış. Diğer yolcular durumu fark edince otobüste telefonla konuşmanın yasak olduğunu söyleyip Temel'i uyarmışlar. Bunun üzerine Temel telefona fısıldayarak "Ula Dursun, otobüste cep telefonuyla konuşmak yasakmış. Haçan sen konuş, ben dinliyorum da" demiş.

Kravatsız giriş yasak.

"Sokağın diğer tarafına gitmeliyiz." "Buradan geçmek yasak. Bir sonraki trafik ışığında geçmeliyiz."

O yasak elmadan bir ısırık aldı.

Bıçak dahil bütün kesici ve delici aletler yasak kapsamına giriyor.

Yasak olmasına rağmen inşaat şantiyesine gittiler.

Giriş yasak!

Okulda koşman yasak.

Buraya giriş yasak diye duydum.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English