Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "yeme"

Learn how to use yeme in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Öfkeli isen tartışma ve tok isen yemek yeme.
Translate from Turkish to English

Çok fazla kek yeme.
Translate from Turkish to English

Gerçek yemek yeme yerine, sadece tüm gün abur cubur yedik.
Translate from Turkish to English

Sebzeleri yeme yerine, o, onları bir doğrayıcıya koyar ve onları içer.
Translate from Turkish to English

Bir günde 1800 kalorilik yemek yeme yeterli midir?
Translate from Turkish to English

Öğünler arasında yemek yeme sağlığınız için gerçekten zararlı mıdır?
Translate from Turkish to English

Hamam böceklerini yeme kötü bir fikir midir?
Translate from Turkish to English

Öğle yemeği yeme zamanı.
Translate from Turkish to English

Tom'un yeme isteği vardı fakat evde yiyecek bir şey olmadığı için yaşadığı yerden çok uzakta olmayan mahalle marketine gitti.
Translate from Turkish to English

Yeme alışkanlıklarını değiştirmen gerektiğini düşünüyorum.
Translate from Turkish to English

Tom, Mary'nin onunla akşam yemeği yeme davetini kabul etti.
Translate from Turkish to English

Tom meşguldü ve öğle yemeği yeme fırsatı yoktu.
Translate from Turkish to English

Köpek, ev ödevini yeme konusunda kendini suçlu hissetti.
Translate from Turkish to English

Öğünler arası yemek yeme.
Translate from Turkish to English

Et yeme ahlaken yanlış mıdır?
Translate from Turkish to English

İtalyan yemeği yeme fırsatını asla kaçırmam.
Translate from Turkish to English

Çok fazla yeme hastalığa neden olabilir.
Translate from Turkish to English

Okurken yemek yeme.
Translate from Turkish to English

Tırnaklarını yeme alışkanlığı var.
Translate from Turkish to English

Çok fazla lif yeme sizin için zararlı mı?
Translate from Turkish to English

Tom her gün meyve yeme konusunda ısrar ediyor.
Translate from Turkish to English

Yarınki parti için yeme içme işini düzenledim.
Translate from Turkish to English

Benim daha fazla şeker yeme isteğim yok.
Translate from Turkish to English

Masanın üstünde duran sepetteki meyveyi yeme. Plastik.
Translate from Turkish to English

Bensiz yemek yeme.
Translate from Turkish to English

O kadar çok yeme. Şişmanlayacaksın.
Translate from Turkish to English

Patates kızartmalarımı yeme.
Translate from Turkish to English

Yemek yeme zamanı mı?
Translate from Turkish to English

Sıradan bir erkeğin yaşam amacı üç şeyden oluşur: yeme, içme ve yiyişme.
Translate from Turkish to English

Eğer bunu yemek istemezsen yeme.
Translate from Turkish to English

Arabamda yeme lütfen.
Translate from Turkish to English

Sevmiyorsan yeme bunu.
Translate from Turkish to English

Beni yeme.
Translate from Turkish to English

Pilav kilo aldırır, fazla yeme ondan!
Translate from Turkish to English

Yeme ve içmede çömlekler bize daima eşlik etti.
Translate from Turkish to English

Doktor bana yeme alışkanlıklarımı değiştirmem gerektiğini söyledi.
Translate from Turkish to English

Abur cubur yeme!
Translate from Turkish to English

Domuz gibi yeme.
Translate from Turkish to English

Burada yeme yerine eve gidelim.
Translate from Turkish to English

Uyuşma geçene kadar yemek yeme.
Translate from Turkish to English

Bozkurt, beni yeme, senin için bir şarkı söylerim.
Translate from Turkish to English

En azından üç saat yemek yeme.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin bir çabuk yeme yerinde yemek yemek istemeyeceğini biliyordu.
Translate from Turkish to English

Tırnaklarını yeme alışkanlığından kurtulmalısın.
Translate from Turkish to English

Bu tabaktan yeme ve o bardaktan içme.
Translate from Turkish to English

O kayısıyı yeme!
Translate from Turkish to English

"Bu gece ayrılıyorum." "Yeme beni!"
Translate from Turkish to English

Yeşil elma yeme yoksa hastalanacaksın.

Sadece balık yeme. Et de ye.

Sadece balık yeme. Biraz et de ye.

O tuhaf kokarsa onu yeme.

Tom yemek yeme zamanı olduğunu söyledi.

Bana Tom'un yeme alışkanlıklarından bahseder misin?

Yeme alışkanlıkları ülkeden ülkeye değişir.

Tom'un yeme alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor.

O psikiyatrist yeme bozuklukları konusunda uzmanlaşmış.

Tom sandviç yeme yarışmasını kazandı

Onun sırtını kaşıma ve tırnaklarını yeme alışkanlığı vardı.

Onun tuhaf koktuğunu düşünüyorsan onu yeme.

Salyangoz yeme düşüncesi beni hasta hissettiriyor.

Yemeğini aç kurt gibi yeme. Daha yavaş yemelisin.

Henüz yemek yeme zamanı değil.

Bir yeme yarışması için bir sandviç yiyorum.

Tom, Mary'de bir yeme bozukluğu olabileceğini düşünüyor.

Benim yeme bozukluğum var.

Japonya'da yılbaşı için pirinç kekleri yeme geleneği vardır.

Beğenmezsen o halde onu yeme.

Yeme alışkanlıklarını değiştirsen iyi olur.

Çok fazla yeme ve içme doktorları zengin yapar.

Bana benimle öğle yemeği yeme zevkini ver.

Çiğ et yeme dürtüsüne karşı koyamıyorum.

O restoranda yemek yeme planımızdan vazgeçelim.

Yeme isteğim var.

Yüzeye çok hızlı çıkan dalgıçların vurgun yeme riski vardır.

Lütfen patates cipslerini kaseye koy. Onları direkt olarak torbadan yeme.

Domuz gibi yeme!

Çok fazla yemek yeme ve midenin normal sindirim sürecini bozma.

Her insanın yeme ve içmeye ihtiyacı vardır.

Pişirmeden önce domuz eti yeme.

Yeme ve içme, doktoru zengin yapar.

Mary'nin bir yeme bozukluğu var.

"Bakın! Bir kırmızı beyaz mantar! Çok lezzetli görünüyor!" "Hayır, onu yeme. O zehirli."

Hayvanları yeme, insan yeme ve yamyamlıktan o kadar farklı değildir.

Laboratuvarın içinde yemek yeme.

Bu akşam dışarıda yeme hakkında ne düşünüyorsun?

O yeme yarışmasında birincilik ödülü aldı.

Dışarıda yemek yeme maliyeti burada oldukça yüksek.

O günde sadece iki öğün yemek yeme alışkanlığı içindedir.

Çin'de yemek yeme alışkanlıkları son yıllarda hızla Amerikanlaşmaya başlamıştır.

Aceleyle yemek yeme.

Gerekten fazla yeme alışkanlığı sağlık için bir tehlikedir.

Sanırım yemek yeme zamanı.

Çok hızlı yeme.

„Neden her gün bu kadar çok müzik dinliyorsun? „Çünkü ona ihtiyacım var. Yeme içme vücut için gıdadır. Müzik ruh için gıdadır!“

Hiç yeme bozukluğu yaşadın mı?

Yeme beni.

Tom maaşının büyük bölümünü yeme içmeye harcıyor.

Dikkat et de parmaklarını yeme.

Bu kadar çok yeme yoksa çok şişmanlayacaksın.

Yeme onu, tarihi geçmiş.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English