Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "yoğun"

Learn how to use yoğun in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

O yoğun esnedi.
Translate from Turkish to English

Evet,yoğun işimi unutabileceğim ve dinlenebileceğim.
Translate from Turkish to English

Hastane yoğun bakım ünitesine girebilen ziyaretçi sayısını kısıtlıyor.
Translate from Turkish to English

Yoğun trafikten kaçınmak için tali yoldan gitti.
Translate from Turkish to English

Biraz daha erken çıkmış olsaydın, yoğun trafikten kurtulmuş olurdun.
Translate from Turkish to English

O kadar yoğun yandı ki çocukları onu artık tanımadı.
Translate from Turkish to English

Ben trenden inerken yoğun kar yağışı başladı.
Translate from Turkish to English

Biz yoğun trafikten kaçınmak için, bir arka yoldan gittik.
Translate from Turkish to English

Dün sert rüzgarların yanı sıra, yoğun yağmur yağdı.
Translate from Turkish to English

Dün hem güçlü rüzgarlar vardı hem de yoğun yağmur yağdı.
Translate from Turkish to English

Biz yoğun trafikten kaçınmak amacıyla, Noel için evde kaldık.
Translate from Turkish to English

Biz yoğun trafik tarafından geciktirildik.
Translate from Turkish to English

Kısa sürede yola çıkmazsak, sabahleyin yoğun trafikte sıkışacağız.
Translate from Turkish to English

John, çok yoğun bir şekilde çalışıyorsun. Otur ve bir süre kendini yorma.
Translate from Turkish to English

Neredeyse yoğun saatler.
Translate from Turkish to English

Tom yoğun bir hafta geçirdi.
Translate from Turkish to English

Pazartesi benim en yoğun günümdür.
Translate from Turkish to English

Londra'da yoğun bir sisimiz vardı.
Translate from Turkish to English

Çok yoğun bir sabah geçirdim.
Translate from Turkish to English

Biz yoğun çalılıkların arasından yürüdük.
Translate from Turkish to English

Yoğun bir kar fırtınası dışarı çıkmamızı engelledi.
Translate from Turkish to English

Trafiğin en yoğun olduğu zamanda yakalandım.
Translate from Turkish to English

Yoğun trafikten dolayı geç kaldım.
Translate from Turkish to English

Bu yolda yoğun bir trafik var.
Translate from Turkish to English

Trafik çok yoğun değilse zamanında gidebilmemiz lâzım.
Translate from Turkish to English

Yoğun kar dışarı çıkmamızı engelledi.
Translate from Turkish to English

Bu caddede yoğun trafik var.
Translate from Turkish to English

Önceki gece yoğun şekilde kar yağmıştı.
Translate from Turkish to English

Yoğun trafik nedeniyle geç kaldı.
Translate from Turkish to English

Tren yoğun kar yağışı nedeniyle ertelendi.
Translate from Turkish to English

Gezimiz yoğun kar yağışı nedeniyle iptal edildi.
Translate from Turkish to English

Önümde oldukça yoğun bir öğleden sonram var.
Translate from Turkish to English

Sonraki iki yıl Jackson için yoğun olanlardı.
Translate from Turkish to English

Yoğun kar treni birkaç saat geciktirdi.
Translate from Turkish to English

Bu şu ana kadar gördüğümüz en yoğun kar yağışı.
Translate from Turkish to English

Çok geçmeden önce, hayalet yoğun siste kayboldu.
Translate from Turkish to English

Yoğun bir gün geçirdim.
Translate from Turkish to English

Isı yoğun.
Translate from Turkish to English

Yoğun bir hafta geçirdim.
Translate from Turkish to English

Tom'un yoğun bir programı olduğunu anlıyorum fakat ondan bir randevu alabilsem gerçekten minnettar olurum.
Translate from Turkish to English

Yoğun yağış başlamıştı.
Translate from Turkish to English

Yoğun trafiğe rağmen zamanında vardık.
Translate from Turkish to English

Tom gerçekten yoğun.
Translate from Turkish to English

Trafiğin en yoğun olduğu zaman.
Translate from Turkish to English

Pazar, en yoğun olduğum gündür.
Translate from Turkish to English

Tom'un yoğun olduğunu biliyorum.
Translate from Turkish to English

Ken, gelemeyecek kadar yoğun.

Otobanda yoğun trafikte sıkıştım.

Motosikletler harika. Onlar yoğun trafikte bile kolayca ilerleyebilir.

Dünya güneş sisteminin en yoğun gezegenidir.

Onun çok yoğun bir sakalı var.

Bugün yoğun trafik var.

Yardım edemeyecek kadar yoğun olduğunu söyleyen kişi Tom'dur, ben değil.

Yoğun biçimde beni eleştirdi.

Beni yoğun biçimde eleştirdi.

Yoğun bir gündü.

Yoğun trafikteki zincirleme bir kazaydı.

Uçağımız yoğun sis nedeniyle inemedi.

Yoğun sis nedeniyle, sokağı görmek zordu.

Yoğun sis nedeniyle uçuş iptal edildi.

Çok yoğun değilim.

Bu yoğun siste uçmak tehlikeli.

Yarın yoğun bir gün olacak.

Bu çok yoğun bir istasyon.

Çevrede yoğun bir sis vardı.

Yoğun kar yağışı nedeniyle geç kaldık.

Büro bugün çok yoğun gibi görünüyor.

İşleri yoğun olduğu için devamlı koşturmaca içinde.

Trafik yoğun olduğu için geç kaldım.

Yoğun trafik yüzünden geç kaldım.

Tom yarın yoğun olacak.

Tom yoğun trafikten dolayı geç kaldı.

Yıl sonu nedeniyle işlerimiz oldukça yoğun.

Amma da yoğun bir gündü!

Tom'un Mary'ye olan yoğun ilgisi, bende şiddetli bir kıskançlık hissi uyandırdı. Ama belli etmedim.

Kenti yoğun bir sis kapladı.

Gelecek hafta yoğun olacak.

Yoğun sisten dolayı, bir tek kişi görülemedi.

Yoğun kara rağmen o, istasyona kadar bütün yolu geldi.

Yoğun trafiğe rağmen havaalanına zamanında varmayı başardım.

Bu her zaman çok yoğun bir kavşak.

Yoğun sis binaları görünmez yaptı.

Bu aralar işlerim çok yoğun.

İşte yoğun geçen birkaç günden sonra, Tom bir değişikliği iple çekiyor.

Bugün yoğun bir gündü.

Yoğun kar yağışına rağmen geldi.

Çok yoğun görünüyorsun.

Hâlâ oldukça yoğun kar yağıyor.

ABD silahlı cinayet oranı diğer yoğun nüfuslu, yüksek gelirli ülkelere göre 15 kat daha yüksektir.

Tom yoğun olduğunu söyledi.

Tom yoğun bakımda.

Tom şimdi muhtemelen benden çok daha yoğun.

Tom çok yoğun değildi.

Yaklaşık üç yıl süren yoğun çalışmadan sonra Tom Fransızcada çok akıcı oldu.

Bu benim için yoğun bir zamandır.

Tom şimdi yoğun.

Tom tanıdığın en yoğun adamlardan biri.

Dünyadaki en yoğun havaalanının hangisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Benim yoğun bir programım var.

Sabahleyin yoğun kar yağdı ve sonra eridi.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English