Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "yol"

Learn how to use yol in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bu siste yol işaretlerini göremiyorum.
Translate from Turkish to English

Çamurlu yol yeni ayakkabılarımı mahvetti.
Translate from Turkish to English

Bu yol sizi oraya götürür.
Translate from Turkish to English

20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.
Translate from Turkish to English

Polise yol tarifi sordum.
Translate from Turkish to English

Her iki yol da seni istasyona götürecektir.
Translate from Turkish to English

Yol üzerinde bir gün senin için iyidir.
Translate from Turkish to English

Şimdi yapabileceğimiz en iyi yol odur.
Translate from Turkish to English

Bu yol sizi müzeye götürecektir.
Translate from Turkish to English

Yol burada ikiye ayrılıyor.
Translate from Turkish to English

Bazen çok sayıda sorun ve stres, işi bırakmanıza yol açabilir. Çabucak onunla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz gerekir.
Translate from Turkish to English

Bu yol sizi istasyonuna götürür.
Translate from Turkish to English

Hangi yol plaja gider?
Translate from Turkish to English

Her insan farklı bir yol izlesede, hedeflerimiz aynıdır.
Translate from Turkish to English

Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.
Translate from Turkish to English

Bu yol nereye götürür?
Translate from Turkish to English

Yeni kelimeler ezberlemek için iyi bir yol biliyor musunuz?
Translate from Turkish to English

Askerlerin gelişi daha fazla şiddete yol açtı.
Translate from Turkish to English

O zaman Kuzey Amerika'da birkaç tane yol vardı.
Translate from Turkish to English

Biz onun yeni bir yol yapma planına karşı çıktık.
Translate from Turkish to English

Kriz 1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına yol açtı.
Translate from Turkish to English

Nagano'ya giden yol trafiğe kapalı.
Translate from Turkish to English

Bu, istasyona giden doğru yol mu?
Translate from Turkish to English

İstasyona geri dönüş uzun bir yol olmasına rağmen, eski vagon yavaş yavaş yaklaştı.
Translate from Turkish to English

Orta çağ Rönesansa yol açtı.
Translate from Turkish to English

Ben adamla karşılaştım, bana yol gösterdi.
Translate from Turkish to English

Tren o kadar kalabalıktı ki ben bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Tren o kadar kalabalıktı ki Osaka'ya giden bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda bırakıldık.
Translate from Turkish to English

Yol on fit genişliğinde.
Translate from Turkish to English

Yol nehre paraleldir.
Translate from Turkish to English

Yol trafiğe açıktı.
Translate from Turkish to English

Yol onarımdadır.
Translate from Turkish to English

Yol taşıdığı trafik miktarı için yetersizdir.
Translate from Turkish to English

Yol çitlerle sınırlanmıştır.
Translate from Turkish to English

Yol Tokyo ve Osaka arası çalışır.
Translate from Turkish to English

Yol bir çıkmaz sokağa geldi.
Translate from Turkish to English

Yol arabalar için çok dar.
Translate from Turkish to English

Yol batıya doğru hafifçe kıvrılır.
Translate from Turkish to English

Bu yol istasyona götürür.
Translate from Turkish to English

Trene giderken ite kalka yol açtı.
Translate from Turkish to English

Pasaport almam için en iyi yol nedir?
Translate from Turkish to English

Otobüs engebeli yol boyunca giderken takırdadı.
Translate from Turkish to English

Bu yol deprem sonucu kısmen yıkıldı.
Translate from Turkish to English

O bana salona kadar yol gösterdi.
Translate from Turkish to English

Nüfus artışı, ciddi sosyal sorunlara yol açmıştır.
Translate from Turkish to English

Ben kalabalık nedeniyle yol açamadım.

Sınırsız hoşgörü hoşgörünün ortadan kalkmasına yol açar. Hoşgörüsüz olanlara bile sınırsız hoşgörüyü uzatırsak, hoşgörülü bir toplumu hoşgörüsüzlerin saldırısına karşı korumaya hazır değilsek, o halde hoş görülü tahrip olacak ve onunla birlikte hoşgörü de.

Yeni bir çalışma 65'ten daha büyük hastaların hastane kayıtlarının çoğunlukla yanlış olduğunu ortaya atmaktadır, bu durum ciddi tedavi hatalarına yol açabilir.

Yeni bir yol yapım aşamasındadır.

Yeni bir yol inşa edilmesi kararı kabul edildi.

İstasyona kadar uzun bir yol var.

Onlar yol boyunca üçü yan yana yürüdü.

O, büyük bir aceleyle yol boyunca uzun adımlarla yürüdü.

Yol onarım altında.

Onun yokluğu her türlü söylentiye yol açtı.

Hangi yol futbol stadyumuna götürür?

Hangi yol en yakın?

Tom yol boyunca Boston'dan geldi.

Her yol bana uyar.

Gideceğimiz yer hâlâ uzun bir yol.

Tom Mary'den yol tarifi istedi.

Tom ve Mary yaralı adamı yol kenarına taşıdılar.

Savaş barışa yol veriyordu.

Müttefik askeri liderler Japon planını yenmek için bir yol buldu.

Tom kilo vermek için kolay bir yol arıyor.

Tom para biriktirmek için bir yol arıyor.

Tom kalabalığın arasından ite kalka yol açtı.

Tom Mary'ye yol vermek için öne geçmeye karar verdi.

Tom Mary'yi bütün yol boyunca istasyona kadar kovaladı.

Tam yol ileri!

Erken başlayan erken yol alır.

Bu bir yol haritası.

Sadece kısa bir yol, bu yüzden birkaç dakika içinde oraya yürüyebilirsiniz.

Tom bütün yol boyunca kapıyı kapattıramadı.

Bir araba yol kesti.

Biz yol boyunca buluştuk.

Biz uzun bir yol geldik.

Lütfen ona yol verin.

Yol çok pürüzlü idi.

O, yol kenarında öldü.

Başka bir yol olmalı.

Boston'a uzun bir yol var.

Yol orada sola döner.

Hangi yol Central Park'tır?

Bu yol şehre gider.

Bu yol parka gider.

O, başka bir yol bulmak zorundaydı.

O bir yol değil fakat bir patika.

Bu yol Hong Kong'a gider.

Hangi yol belediye binasına gidiyor.

Yol yağmurdan ıslaktı.

Biz yol boyunca yavaşça yürüdük.

Kalabalıkta kendime yol açtım.

Erken kalkan erken yol alır.

Seyahat etmek için en iyi yol nedir?

İsteğin olduğu yerde, bir yol vardır.

Onlar kalabalığın arasında kendilerine yol açtılar.

Bu yol seni istasyona götürecektir.

Yol açın, lütfen.

Başka bir yol var.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English