Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "yolun"

Learn how to use yolun in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Amerika'da arabalar yolun sağ tarafını kullanırlar.
Translate from Turkish to English

Eczane yolun sonunda.
Translate from Turkish to English

At yolun aşağısına doğru tırıs gitti.
Translate from Turkish to English

Yolun solunda gidin.
Translate from Turkish to English

Yolun genişliği güvenli sürüş için yetersiz.
Translate from Turkish to English

Yeni yolun tepede yaşayan insanlara faydası olacaktır.
Translate from Turkish to English

Yolun sağ çatalına gittim.
Translate from Turkish to English

Hangi yolun en kısa olduğunu merak ediyorum.
Translate from Turkish to English

O, evinin önündeki yolun karını temizledi.
Translate from Turkish to English

Polis onu yolun kenarına çektiği zaman hız limitinin üzerinde 50 ile gidiyordu.
Translate from Turkish to English

Jim henüz yolun sol tarafında sürmeye alışkın değil.
Translate from Turkish to English

Yolun ortasında bir kamyon duruyordu.
Translate from Turkish to English

Onun yolun yukarısına doğru geldiğini gördüm.
Translate from Turkish to English

Bisikleti yolun dışına al.
Translate from Turkish to English

O, bize yolun kapalı olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English

O, tam yolun karşısında yaşıyor.
Translate from Turkish to English

Kayalık yolun üzerine yuvarlanır.
Translate from Turkish to English

Bu yolun genişliği nedir?
Translate from Turkish to English

Yolun aşağısında bir otobüs durağı var.
Translate from Turkish to English

Bu yolun nereye götürdüğünü düşünüyorsunuz?
Translate from Turkish to English

Yolun kenarında duruyordu.
Translate from Turkish to English

Hangi yolun evime götürdüğünü biliyor musun?
Translate from Turkish to English

Küçük çocuk yolun aşağısında kayboldu.
Translate from Turkish to English

Onlar yolun diğer tarafında yaşıyorlar.
Translate from Turkish to English

Bizim tarafa yolun düşerse, bize uğramayı unutma.
Translate from Turkish to English

Japonya'da yolun sol tarafında araba süreriz.
Translate from Turkish to English

Araba yolun ortasında istop etti.
Translate from Turkish to English

Bizim için artık yolun sonu.
Translate from Turkish to English

Onların tartışmasını yatıştırmak için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Translate from Turkish to English

Nihai terfinizi aldığınız zaman, nihai alışverişinizi yaptığınız zaman, mükemmel evinizi satın aldığınız zaman, birikim yapıp maddi güvencenizi sağladığınız zaman ve başarı merdivenlerinin basamaklarına tırmanıp gelebileceğiniz en yüksek noktaya geldiğinizde heyecanınız da kaybolur ve kaybolacaktır. Peki ya sonra ne olacak? Yolun sonunu görebilmek için daha ne kadar çaba sarf etmek zorundasınız? Eminim anlıyorsunuzdur; hiçbir zaman yeterli olmayacak. Öyleyse kendinize şu soruyu sormak zorundasınız: Önemli olan nedir?
Translate from Turkish to English

Top, yolun karşısına yuvarlandı.
Translate from Turkish to English

Tom'un arabası yolun ortasında park edilmiş.
Translate from Turkish to English

Tom kaldırımda yürümenin daha emniyetli olduğunu biliyordu ama yolun merkezinde yürüdü.
Translate from Turkish to English

Arabasını iki yanı ağaçlı yolun ortasına koydu ve uyudu.
Translate from Turkish to English

Yolun en zor kısmı önümüzde.
Translate from Turkish to English

Yolun yanlış tarafından sürmemeye dikkat et.
Translate from Turkish to English

Yolun kenarındaki bir kazayı görmek için, hiç meraklı gözlerle baktınız mı?
Translate from Turkish to English

Yolun hemen aşağısında, sevdiğim bir kahvehane var.
Translate from Turkish to English

Şarkı derslerimiz için, yolun karşısındaki müzik okuluna giderdik.

Bu yolun nereye gittiğini merak ediyorum.

Ayın diskinin yarısı ışıklandırıldığında biz buna ilk çeyrek ay deriz. Bu isim kameri ay boyunca ayın yolun dörtte birinde olduğu gerçeğine dayanmaktadır.

Sanırım burası yolun sonu.

Araba yolun ortasındaydı.

Yolun iki şerite ayrıldığı bir yere geldik.

Yolun geri kalanında bensiz gitmek zorundasın.

Cehenneme kadar yolun var Tom.

Zayıflamak için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsun?

"Tavuk neden yolun karşısına geçti?" çok meşhur ve bolca cevabı olan bir İngiliz bilmecesidir.

Arabayı burada parkedelim ve yolun geriye kalanını yürüyelim.

Diğer yolun daha güvenli olduğunu düşündüm.

Polis bize yolun kapalı olduğunu söyledi.

Bu yolun nereye gittiğini söyleyebilir misin?

Onu yapmak için en iyi yolun bu olduğundan emin misin?

Yolun sonunda otobüsten indim.

Bu, yolun sonu.

Tom yolun sol tarafında araba sürmeye alışkın değil.

Yolun diğer tarafında beklemelisiniz.

Yolun açık olsun demek isterdim.

Tom ve Mary aynı yolun yolcusudur.

Dan yolun birkaç metre ötesinde insan kafatası buldu.

Yolun kenarında beyaz ve sarı çiçekler vardı.

Yolun iki tarafında da kiraz ağaçları var.

Boston'a giden yolun yarısındayız.

Cehenneme kadar yolun var!

Yolun orta şeridinde seyretme.

Arızalı bir araba yolun ortasında duruyordu.

Yolun arabalar için yeterince geniş olduğunu düşünüyor musun?

Nerede yolun karşısına geçiyorsun?

Nerede yolun karşısına geçiyorsunuz?

Buradan Tom'un evine gitmek için en iyi yolun hangisi olduğunu düşünüyorsun?

Yolun orada oturuyorum.

Amerika Birleşik Devletlerinde arabalar yolun sağ tarafından gider.

Bir polis arabası yolun kenarında durdu.

Yolun ortasında beyaz bir çizgi var.

Yolun her adımında seninle birlikteydim.

Kiraz ağaçları yolun iki tarafında ekilir.

Yolun sadece bir kısmı kapalıydı.

Ben yolun sol tarafında sürmeye alışmaya çalışıyorum.

Bunu doğrulamak için bir yolun yok.

Tom yavaşladı ve yolun kenarına çekti.

Tom yolun kenarına çekti.

Bu anlaşmazlığı çözmek için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu yolun eni nedir?

Geçen gün yoğun bir eyaletler arası yolun ortasında benzinim bitti.

O yolun sonunda bankayı bulacaksın.

Bir kamyon yolun ortasında çaprazlamasına durdu.

O bize yolun kapalı olduğunu söyledi.

Tom'u daha çok çalışmaya teşvik etmek için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Kocam yolun her adımında arkamdaydı.

Annem ve babam yolun her adımında arkamdaydılar.

Yolun her bir tarafında bir hendek var.

Amerika'da arabalar yolun sağ tarafından giderler.

Ben tam yolun aşağısında yaşıyorum.

Tom yolun kenarında sebze satar.

O yaklaşık olarak yolun üç kilometre yukarısında.

İsyancılar yolun karşısında bir barikat yaptı.

Tom Mary'yi yolun dışına itti.

Mutluluğa giden yolun bazen cesarete ihtiyacı var.

Ve yolun her adımında benim arkamda olan sevgili karım Kate'e teşekkür etmeliyim.

Birçok kaza, yolun buzlu koşullarından kaynaklanıyordu.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English