Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "zamanında"

Learn how to use zamanında in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Son zamanlarda, ona maaş çekini zamanında vermiyorlar.
Translate from Turkish to English

Zamanında gelemediği ortaya çıktı.
Translate from Turkish to English

Uçak zamanında kalktı.
Translate from Turkish to English

Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.
Translate from Turkish to English

Viking zamanında Grönland bugünkünden daha yeşildi.
Translate from Turkish to English

Bir trafik sıkışıklığı yakalanmazsak, sanırım zamanında orada olacağız.
Translate from Turkish to English

Trafik sıkışıklığına yakalanmazsak, sanırım onu zamanında yapacağız.
Translate from Turkish to English

O, öğle yemeğinde zamanında olmak için babasına söz verdi.
Translate from Turkish to English

Zamanında olmak istiyorsan, 11:00'e kadar orada olmalısın.
Translate from Turkish to English

O, İşi zamanında yaptırabilmek için bütün gece çalıştı.
Translate from Turkish to English

İşi zamanında bitirtebilecek misin?
Translate from Turkish to English

Zamanında vuruş olmasaydı, bizim takım oyunu kaybetmiş olurdu.
Translate from Turkish to English

Trene zamanında yetişmek için acele etti.
Translate from Turkish to English

Hepsinin zamanında geleceğini umuyorum.
Translate from Turkish to English

Okula tam zamanında vardı.
Translate from Turkish to English

O, son tren için tam zamanında geldi.
Translate from Turkish to English

Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.
Translate from Turkish to English

Yılın hangi zamanında genellikle sahilde zaman geçirmek istersin?
Translate from Turkish to English

Evden biraz daha erken çıksaydın, zamanında olurdun.
Translate from Turkish to English

İstasyon buradan yakın. Tren için zamanında olacaksın.
Translate from Turkish to English

Biz, zamanında istasyona varmak istiyorsak acele etmeliyiz.
Translate from Turkish to English

Acele et, ve zamanında okulda olacaksın.
Translate from Turkish to English

Erken kalk ve zamanında ol.
Translate from Turkish to English

Randevuya zamanında yetişeyim diye taksiye bindim.
Translate from Turkish to English

Otobüs her zaman zamanında gelmez.
Translate from Turkish to English

Polinom zamanında bu problemi çözebilecek bir algoritma henüz bulunmadı.
Translate from Turkish to English

İşe zamanında başlamalısın.
Translate from Turkish to English

Tom'un buraya zamanında geleceğinden şüpheliyim.
Translate from Turkish to English

Biz istasyona zamanında vardık.
Translate from Turkish to English

Onun zamanında buraya gelmesinin ertelenmesi bir trafik kazası yüzündendir.
Translate from Turkish to English

Ben ilk otobüse zamanında yetişmek için aceleyle kahvaltı yaptım.
Translate from Turkish to English

Terfinin zamanında ve haklı olduğundan eminim.
Translate from Turkish to English

Fakat senin yardımın için zamanında bitirmemeliydik.
Translate from Turkish to English

Onun zamanında gelme olasılığı çok yoktur.
Translate from Turkish to English

İşbirliğin olmasaydı, işi zamanında bitiremezdim.
Translate from Turkish to English

Tom onu sevmek için zamanında geldi.
Translate from Turkish to English

Tom asla zamanında varmaz.
Translate from Turkish to English

Yuriko boş zamanında çiçekleri düzenler.
Translate from Turkish to English

Zamanında gelmediği için Tom Mary'ye özür dilemelidir.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'yi zamanında gelmediği için azarladı.
Translate from Turkish to English

John'un zamanında geldiğini hayal bile edemiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom boş zamanında ne yapar?
Translate from Turkish to English

Tom şu an en güzel zamanında.
Translate from Turkish to English

Tom asla zamanında gelmez.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin zamanında geleceğine güvenebiliyor.

Tom ve Mary son tren için tam zamanında oradaydılar.

Tom ev ödevini zamanında bitirtemeyecek gibi görünüyor.

Tom, onu zamanında yapacağını söyledi.

Tom genellikle zamanında gelir.

Tom tam zamanında geldi.

Tam zamanında geldin.

Ben zamanında orada olduğum için şanslıydım.

O, zamanında varmak için koştu.

Biz zamanında eve varamayacağız.

Zamanında varma olasılığımız var mı?

Biz zamanında limana varamayacağız. Kestirmeden gidelim.

Zamanında oraya varmazsın.

Ben zamanında istasyona vardım.

Biz zamanında orada olmak zorundayız, bu yüzden yarın beni bekletme.

Maalesef onları zamanında bitiremem.

Oraya zamanında varacağından emin olmalısın. Eğer geç kalırsan, Tom on dakikadan fazla beklemez.

Tom raporunu yazmayı zamanında bitirebildi.

Tom zamanında ödeme yapan tek kişidir.

Tom işleri asla zamanında yaptırmayan bir üne sahip.

Tom işleri asla zamanında yaptırmamakla ünlüdür.

Tom tam zamanında havaalanına vardı.

Tom tam zamanında oraya vardı.

Tom açış konuşması için zamanında burada olacağına beni temin etti.

Tom Mary'nin faturalarını zamanında ödeyeceğini varsaydı.

Tom tam zamanında vardı.

Ne olursa olsun, Tom her zaman zamanında gelir.

İnşallah Tom buraya zamanında gelir.

Doktor tam zamanında vardı.

Derhal başla, ve zamanında orada olacaksın.

Derhal başla, ve zamanında derste olacaksın.

Ailem, benim büyük büyükbabamın zamanında Tokyo'da yaşamak için geldi.

Eğer erken kalkarsan okula zamanında varabilirsin.

Kriz zamanında nasıl para kazanıldığını bilen biri var mı?

Tom zamanında geldi.

Tom neredeyse yerlere her zaman zamanında varır.

Öğretmenin ev ödevini zamanında yapmadığı için Tom'un özrünü kabul etmesi çok zayıf bir olasılıktır.

Tom'un zamanında buraya varıp varmayacağını merak ediyorum.

Bob'ın zamanında gelip gelmeyeceğinden kuşkuluyum.

Biz kiraz çiçekleri için Washington'a zamanında vardık.

Bill nadiren zamanında gelir.

Nancy asla zamanında varmaktan geri kalmaz.

John'un ebeveynleri uçağın zamanında geldiğini duydukları için rahatlamış gibi görünüyorlardı.

Havaalanına zamanında varacağımızı düşünüyor musun, Paul?

Eğer acele ederse hâlâ onu zamanında yapabilir.

Tom Mary'nin zamanında gelmesini beklemiyordu.

Tom okula zamanında varmadı.

Tom'un Mary'nin zamanında geleceğinden şüphesi yok.

O zamanında geldi.

Tom onu zamanında yaptı.

O zamanında gelebilir mi?

O asla zamanında gelmez.

Zamanında varacak mıyız?

Onlar tam zamanında vardılar.

Tren zamanında ayrıldı.

Tom zamanında vardı mı?

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English