Learn how to use zil in a Turkish sentence. Over 79 hand-picked examples.
Zil çaldığında tam banyo yapmak üzereydi.
Translate from Turkish to English
John, zil çalar çalmaz ayağa fırladı.
Translate from Turkish to English
Zil çaldı mı?
Translate from Turkish to English
Zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Zil çalıyor.
Translate from Turkish to English
Zil öğle saatinde çalar.
Translate from Turkish to English
Zil çalmaya devam etti.
Translate from Turkish to English
Zil henüz çalmadı.
Translate from Turkish to English
O, zil çaldıktan sonra geldi.
Translate from Turkish to English
Zil çaldığında öğretmen dersi sonlandırdı.
Translate from Turkish to English
Zil çaldığında, öğretmen sınıfını paydos etti.
Translate from Turkish to English
Zil çalar çalmaz kalktık.
Translate from Turkish to English
Çalan bir zil sesi duydum.
Translate from Turkish to English
Okula gittiğimde zil çoktan çalmıştı.
Translate from Turkish to English
Zil çaldığında TV izliyorduk.
Translate from Turkish to English
Zil çaldı ve tren hareket etmeye başladı.
Translate from Turkish to English
Pavlov köpeklerini her ne zaman beslese zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Zil çaldıktan beş dakika sonra geldi.
Translate from Turkish to English
Pavlov köpeklerini beslemeden hemen önce zil çalardı.
Translate from Turkish to English
Zil çalar çalmaz öğretmen sınıfa girdi.
Translate from Turkish to English
Zil arada bir çalışmıyor nedeni benim galiba.
Translate from Turkish to English
Zil olmadan önce çay nasıl gelirdi?
Translate from Turkish to English
Tom zil çaldıktan üç dakika sonra sınıfa girdi.
Translate from Turkish to English
Tom zil çaldıktan sonra geldi.
Translate from Turkish to English
Zil çalıncaya kadar hiç kimsenin sınıfı terk etmesine izin verilmez.
Translate from Turkish to English
Tom zil zurna sarhoş.
Translate from Turkish to English
O zil zurna sarhoştu.
Translate from Turkish to English
Okula koştum, ama zil çoktan çalmıştı.
Translate from Turkish to English
Zil çaldı ve tren hareket etti.
Translate from Turkish to English
Öğretmen zil çaldıktan hemen sonra sınıfa girdi.
Translate from Turkish to English
Tam yatmak üzereyken, zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Tam oturmuştum ki zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Zil çalar çalmaz, Tom kapıya yöneldi.
Translate from Turkish to English
Zil saat sekizde çalar.
Translate from Turkish to English
Zil çalar çalmaz öğretmen sınıfa geldi.
Translate from Turkish to English
Tom ve arkadaşları alemlere akıp zil zurna sarhoş oldu.
Translate from Turkish to English
Zil çaldığında, Tom okuduğu kitabı kapadı ve onun kim olduğunu görmek için kalktı.
Translate from Turkish to English
Butona bastığımda zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Cep telefonumun zil sesini nasıl değiştiririm?
Translate from Turkish to English
Nihayet zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Telefon zil çalmayı durdurdu.
Translate from Turkish to English
Tom onu son gördüğümde zil zurna sarhoştu.
Translate from Turkish to English
O, zil çaldığını duyar duymaz telefona cevap verdi.
Translate from Turkish to English
Güç bela okula varmıştım ki zil çaldı.
Translate from Turkish to English
O içeri girdi ve aynı zamanda zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Öğretmen dersi bitirdikten hemen sonra zil çaldı.
Translate from Turkish to English
Zil çaldığında ben tam gitmek üzereydim.
Translate from Turkish to English
O zil zurna sarhoş.
Translate from Turkish to English
Zil çaldığında seyirciler koltuklarına oturdular.
Translate from Turkish to English
O zil saat sekizde çalar.
Translate from Turkish to English
Öğrenciler zil çalar çalmaz hiddetle sınıftan ayrıldılar.
Tom Jackson adı bir zil çalıyor mu?
Dersin sonunda zil çalar.
Zil, dersin sonunu duyurur.
Unuttuğum için üzgünüm. Bugün tamamen zil zurna sarhoşum.
Öğretmen zil çaldıktan sonra sınav kağıtlarını dağıttı.
Bir zil sesi tarafından uyandırıldım.
Zil çalar çalmaz gideceğim.
Tom zil çaldığında uyuyordu.
Zil çalıyor. Tom, lütfen git ve kapıyı aç.
Tom telefonundaki zil sesini değiştirdi.
Zil yine çaldı.
"Zil çaldı mı?" "Evet, az önce çaldı."
Ali sevinçten zil takıp oynadı.
Karnın zil mi çalıyor?
Karnın zil mi çalıyor senin?
Senin karnın zil mi çalıyor?
Karnın zil çalıyor mu?
Senin karnın zil çalıyor mu?
Karnınız zil çalıyor mu?
Sizin karnınız zil çalıyor mu?
Karnınız zil mi çalıyor?
Karnınız zil mi çalıyor sizin?
Sizin karnınız zil mi çalıyor?
Zil çalınca Ali'nin eli ayağına dolandı.
Karnım zil çalıyor çünkü kahvaltı yapmadım.
İkimizin de telefon zil sesi aynıymış.
Zil beni uyandırdı.
Stalin konuşurken kimse alkışı ilk kesen kişi olmaya cesaret edemediği için zil çalan bir alkış susturucu vardı.