unknown
çıkmasına yol açmak, çıkmasını sağlamak.
gizli ya da örtülü bir şeyi ortaya koymak, bulmak.
(giyecekler için) vücuttan ayırmak.
(zaman anlatan bir adı tümleç olarak aldığında) zamanın sonunu getirmek.
ne olduğunu bilmek, anlamak.
döküntülü bir hastalığa tutulmak.
anımsamak.
(kızgınlık, acı, öfke vb. için) zararını çektirmek.
(zevk, tat, keyif vb. için) tadına varmak, çok hoşlanmak, duyarak yaşamak.
dışarı uzatmak.
açıklık yere götürmek.
açığa vurmak, söylemek.
elde etmek, sağlamak, kazanmak.
kusmak.
yok etmek, gidermek.
birine bir davranış yüklemek, ... gibi göstermek.
ilişkisini keserek uzaklaştırmak.
kitap, gazete, dergi gibi bir yayını ortaya koymak.
(bir şeye) yol açmak.
yollamak, göndermek.
sunmak.
üçüncü bir sayı elde etmek amacıyla belli bir sayıdan, daha küçük değerli bir sayı kadar birim eksiltmek.
yapmak, üretmek.
bir şeyi bir örneğe göre yapmak.
göstermek.
yükseğe götürmek, kaldırmak, yükseltmek.
ulaştırmak, kavuşturmak.