unknown
içinde bir şey bulunan bir şeyi sarsarak sallamak.
sulu bir şeyi sarsarak ya da çarparak karıştırmak.
bir şeyi sudan sarsarak geçirip temizlemek.
kalburu sarsarak tahılı kalburdan geçirmek, elemek.
sarsmak, sağlığına dokunmak.
vücudunun göbek, kalça gibi bir yerini sürekli oynatmak, bir o yana bir bu yana atmak.
içinden suyu çarparak geçirmek.
dalgalanmasına yol açmak, dalgalandırmak.