Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "çalkalamak" in Türkçe

unknown

  1. içinde bir şey bulunan bir şeyi sarsarak sallamak.

    • Deniz, koskoca gemiyi kayık gibi çalkalıyordu
  2. sulu bir şeyi sarsarak ya da çarparak karıştırmak.

    • Şişeyi iyice çalkalayınız
  3. bir şeyi sudan sarsarak geçirip temizlemek.

    • Bulaşık tabakları çalkalayıp kuruladım
  4. kalburu sarsarak tahılı kalburdan geçirmek, elemek.

    • Buğdayı iki çalkalayıp çuvala koydular
  5. sarsmak, sağlığına dokunmak.

    • Güneş beni çalkaladı
  6. vücudunun göbek, kalça gibi bir yerini sürekli oynatmak, bir o yana bir bu yana atmak.

    • Kadın iyi kalça çalkalıyor
  7. içinden suyu çarparak geçirmek.

    • Ağzımı çalkalamak için bile su yoktu
  8. dalgalanmasına yol açmak, dalgalandırmak.

    • Rüzgâr denizi çalkalıyordu