unknown
başkasının malını gizlice almak.
(kapı, zil için) tıklatarak ya da tokmağıyla vurarak ya da düğmesine basarak ses çıkarmasını sağlamak.
çarpmak, atmak, kaldırıp yere vurmak.
(zil, çan, boru vb.) ses çıkarmak, ses vermek.
bir müzik aracını, müzik kurallarına uygun, uyumlu sesler çıkartacak biçimde kullanmak.
bir müzik parçasını seslendirmek.
müzik dinlemeyi sağlayan bir aygıtı çalıştırmak.
süte maya katıp karıştırmak.
üzerine bir şey sürmek.
zarar vermek, dokunmak, bozmak.
dikişte, kumaşın biraz fazla gelen yerini kesmek.
herhangi bir yönden yaklaşmak, andırmak, benzemek.
(zaman için) birinin zamanını almak, boşa harcatmak.
çalarak, vurarak, çarparak.
gizlice alarak, hırsızlayarak, çalarak.
(bir çalgıyı) çalarak.
iyi kötü, az ya da çok demeden ne bulursa çalmak.
kötü yollardan edinmek.
çok neşeli ve keyifli olmak, çok sevinç içinde bulunmak.
bir işe çok hevesli görünmek.