Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "çarpmak" in Türkçe

unknown

  1. hızla vurmak, hızla değmek.

    • Kolumu kapıya çarptım. Tren kamyona çarptı
  2. etkisiyle birdenbire hastalandırmak.

    • Açık hava çocuğu çarptı
  3. kurnazlıkla ele geçirmek.

    • Ticarette insanı çarparlar
  4. (halk inanışına göre) gizli bir gücün öfkesine uğramak.

    • Öyle söyleme, Allah adamı çarpar sonra
  5. birinin bir şeyini el çabukluğuyla çalmak ya da dolandırarak elde etmek.

    • Otobüste cüzdanını çarpmışlar
  6. birinden elde ettiği bir şeyi geri vermemek.

    • Biliyorum, sen bunu çarpacaksın ama al bakalım yine de
  7. (yürek) hızlı hızlı vurmak, hızlı atmak.

    • Yüreğim çarpmaktaydı
  8. hızla bir yere vurmak.

    • Rüzgârdan kapı pencere çarpıyordu
  9. biri çarpılan öteki çarpan adını alan iki sayıdan, çarpanı çarpılandaki birim sayı kadar çoğaltarak çarpım denilen bir üçüncü sayıyı elde etmek.

  10. ➽çırpmak.