unknown
bir şeyi bir yerinden tutarak kendine ya da herhangi bir yöne doğru yürütmek, sürüklemek.
bir yerden bir başka yere taşımak, götürmek.
germek.
bir şeyi herhangi bir amaçla ortadan, piyasadan kaldırmak.
(üzerinde taşıdığı tabanca, bıçak gibi) bir silaha, karşısındakini korkutmak, yaralamak ya da öldürmek ereğiyle el atmak.
soluğuyla içine almak.
(suyu) kuyudan çıkarmak.
emerek içine almak.
(taşıtı) bir yere koymak, bırakmak ya da yanaştırmak.
(tartıda) ağırlığı olmak.
atmak, vurmak, uygulamak.
(adçekme, piyango vb. için) şans denemek amacıyla hazırlanmış kapalı kâğıtlardan birini almak.
sağaltım amacıyla uygulamak.
(bir kimseyi ya da bir şeyi) geri almak.
(hastalık, sıkıntı vb. gibi güç şeyler için) dayanmak, katlanmak, uğramak.
üzerine almak, yüklenmek, karşılamak, ödemek.
(kablo vb.) bir yerden bir yere uzatarak döşemek.
önüne bir engel getirmek.
bir şeyi yukarı doğru almak.
imbikten geçirmek, damıtmak, damıtma yoluyla elde etmek.
(giysi, ayakkabı için) giymek.
örtünmek.
tıpkısını yazmak ya da çizmek.
çizgi durumunda uzatmak.
taşıma gücü olmak.
(film, fotoğraf için) görüntüyü bir aygıtla film üzerine geçirmek.
(kahve, karabiber gibi taneler için) bir araçla öğütmek.
(ilgi, bakış vb. için) kendi üzerine toplamak.
kendine bağlamak, hoşa gitmek, sarmak.
(telgraf, protesto vb. için) düzenlemek, göndermek, yollamak.
(bir şeyi) emip dışarıya çıkarmak.
bir duyguyu içinde yaşatmak, beslemek.
(bir kimse) anasına babasına ya da ailesinden birine herhangi bir yönden benzemek.
(ay, yol için) uzunluğu olmak, belli bir zaman almak, sürmek.
(giysi, kumaş) yıkanınca daralıp kısalmak.
(at, inek vb. için) döllemek ereğiyle çiftleştirmek.
(bir sözü) amacı dışında herhangi bir anlama almak.
asmak.
(bir konuda) sıkıştırmak.
görevden almak.
demek.
konuşmak, söz söylemek.
söylemek.
içki ya da esrarlı sigara içmek.
(futbolda) gol atmak, (basket vb.de) sayı yapmak.
(cep telefonu) aradığında ya da arandığında konuşma olanağı sağlamak.