unknown
bir alışveriş ilişkisinde, alınan şeyin bedelini satıcıya vermek.
ödünç alınan parayı ya da mal olarak alınarak borçlanılan şeyin bedelini alacaklıya vermek, borcu yerine getirmek.
yol açtığı bir zararı, bedelini vererek, karşılamak.
(bir iş, bir kuruluş) kendisi için harcanılan, yatırılan parayı çıkartmak.
bir şeye özveriyle, zahmetler çekerek kavuşmak.
yapılan bir iyiliğin, bir kötülüğün, bir işin karşılığını vermek.