Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ömür" in Türkçe

Etymology

Arapça

ad

  1. doğumla ölüm ya da var oluşla yok oluş arasında geçen süre, yaşama ya da var olma süresi.

    • İnsanın ömrüyle ağacın ömrü bir olur mu?
  2. içinde bulunulan andan ölünceye değin geçecek olan süre.

    • Hastanın birkaç günlük ömrü kalmış diyorlar
  3. çok hoşa giden.

    • Onunla bir arada olmak ömürdür
  4. eğlendiren, gülünç, tuhaf.

    • Onun ata binişi ömürdür, görmelisin
  5. hoş insan, çok hoşa giden, beğenilen kimse, değişik, ilginç düşünceleri, davranışları olan kimse.

  6. eğlendiren, gülünç, tuhaf kimse.

  7. uzun zaman emek vermiş olmak.

    • Bu işte az mı ömür çürüttük?
  8. uzun zaman boşuna vakit vermiş olmak.

    • Anlaşılıyor ki bu işte ömür çürütmüşüz
  9. iyi ve rahat bir biçimde yaşamak.

  10. belli koşullar içinde yaşıyor olmak.

    • Kente alışamadı, şimdi köyde ömür sürüyor
  11. insanı sıkıntılarla, üzüntülerle yıpratan uzun iş.

  12. insana çok sıkıntı veren kimse.

  13. uzun süre yaşamak.

    • Rahat yaşayan insanın ömrü uzar
  14. çok dayanmak.

    • Ayakkabıyı boyarsan ömrü uzar