Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "öte" in Türkçe

ad

  1. konuşandan ya da konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak, daha ileride olan yer.

    • Çocuğun oyuncağı az ötede duruyordu
  2. öbür yan.

    • Öteye geç
  3. bir şeyin arkadan gelen bölümü.

    • Öykünün ötesini kimse bilmiyormuş
  4. (yer ya da zaman için) konuşana göre uzakta ya da geçmişte kalan.

    • Bu konu ötelerden gelen bir derttir
  5. daha fazla, çok.

    • Kadın çirkin ne, çirkinden öte bir şeydi
  6. bulunulan yere göre karşı yanda olan.

    • Irmağın ötesinde bir adam duruyordu
  7. çeşitli şeylerden, şundan bundan.

    • Onunla öteden beriden konuştuk
  8. çeşitli yerlerden, şuradan buradan.

    • Öteden beriden toplanıp gelmişler
  9. nesi var nesi yoksa, var olan bütün eşyası.

    • Ötesi berisi, döküntüler bir evi doldurdu
  10. çeşitli yerleri ya da şeyleri.

    • Kentin ötesini berisini dolaşıp durdular
  11. bundan daha kötü olasılık düşünülemez.

    • En ağır ceza verildi, ötesi var mı?
  12. korkum yok.

    • Elindeyse gelip öldürsün, ötesi var mı?
  13. daha bir diyecek kaldı mı?

    • Vermem diyorum, ötesi var mı?
  14. rasgele ve birçok yeri.

    • Öteyi beriyi aradıksa da bulamadık
  15. bir yerde bulunan her şeyi.

    • Çocuklar öteyi beriyi karıştırırlar