sıfat
kapalı durumda olmayan.
hiçbir engeli bulunmayan, geçişe uygun.
üzeri örtüsüz olan, çıplak.
görevlisi olmayan, görevli atanabilecek durumda olan, boş (görev, iş).
arada çok aralık bulunan, aralığı fazla.
kapalı olmayan, çalışır, işler durumda olan.
olduğu gibi ortada olan, gizli saklı yönü bulunmayan.
gerçek, ortada, belli, kesin, kuşkusuz.
kendisiyle her türlü düşünce tartışılabilen, onları hoşgörüyle karşılayabilen (kimse).
koyu olmayan (renk).
cinselliği örtüsüzce anlatan (kitap, resim).
çetrefil olmayan, kolay anlaşılır.
Belli bir yerin biraz uzağı.
denizin kıyıdan uzakça olan yeri.
doğru olarak.
bir şeyden yeterince bulunmama durumu.
suç, kusur.
aydınlık, bulutsuz.
gizli bir amacı olmayan, içten.
girilmesi, gezilmesi herhangi bir koşula bağlı olmayan.
gizliliğe başvurmadan, açıkça.
gelirle gider arasındaki fark.
bir hesapta meydana gelen eksiklik ya da bir kasada bulunması gerekenden eksik para.
istemesini bilen, bunu söylemekten bıkmayan insan aç kalmaz, ereğine ulaşır.
bir kez dünyaya gelmiş olan kimse nasıl olsa geçinmeyi başarır.
bir ülkenin karasuları dışında kalan deniz kesimi.
yakın karalarla çevrili olmayan deniz, engin.
bulutsuz, aydınlık, güneşli hava.
ev dışı, park, bahçe gibi yer.
eskiden Çin’de yabancı gemilerin serbestçe girdiği liman.
bazı rüzgârların etkisine açık olan demir yeri.
ticaret mallarının gümrük resmi ödemeksizin serbestçe depo ve transitine olanak veren liman.
zarfı yapıştırılmamış mektup.
mektup biçiminde yazılan ve basında yayımlanan, genellikle bir polemik havası taşıyan yazı.
gelir gideri karşılamamak.
gizlemek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
görev ya da iş vermemek.
bir iyilikten, başkalarını yararlandırdığı halde onu yararlandırmamak.
kendisi için görev yapacak yer kalmamak.
yatıp kalktığı yer elinden alınmak.