unknown
herhangi bir şeyi kapalı durumundan kurtarıp açık duruma getirmek.
bağlanmış, sarılmış, katlanmış, dolaşmış, örtülmüş, iliklenmiş, düğümlenmiş, dürülmüş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.
engeli kaldırmak.
çevresindeki öteberiyi temizlemek, kaldırmak.
tıkanmış bir şeyin tıkanıklığını gidermek.
yarmak (yara, çıban vb.).
oymak.
kazmak.
bir işyeri, bir kuruluş oluşturup işler duruma getirmek.
bir eylemi başlatmak.
bir aygıtı, bir düzeneği işler, çalışır duruma getirmek.
(renk için) koyuluğunu hafifletmek.
(giysi, renk vb.) güzel göstermek, uymak, yakışmak.
iç rahatlığı vermek.
söz etmek.
yapmak, düzenlemek.
özgülemek.
çıplak duruma getirmek.
birbirinden uzaklaştırmak, ayırmak.
(kalem vb.) düzeltip sivriltmek.
utangaçlığını, sıkılganlığını ortadan kaldırmak.
uzaklaşmak, gitmek, kaçmak (daha çok buyruk olarak kullanılır).
iyi gelmek, yaramak (daha çok olumsuz biçimi kullanılır).