Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ağırlaşmak" in Türkçe

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. ağırlığı artmak, ağır duruma gelmek.

    • Manto, yağmuru yiyince biraz ağırlaştı galiba
  2. (hasta) durumu kötüleşmek.

    • Adam ağırlaştı, hastaneye kaldırdılar
  3. hızı azalmak, yavaşlamak.

    • Araba biraz ağırlaştı, sonra da durdu
  4. (iş, sorun) altından kalkılamaz bir duruma gelmek.

    • İş iyice ağırlaştı
  5. (gebe) doğurma zamanı yaklaşmak.

    • Kadın ağırlaşınca ebe çağırdılar
  6. (yiyecek) tadı ve kokusu bozulup yenilemez bir duruma gelmek.

    • Bu yemek oldukça ağırlaşmış, yeme
  7. davranışlarında ağırbaşlılık, ölçülülük, olgunluk belirmek.

    • Delikanlı askerlikten sonra ağırlaştı
  8. (hava) bunaltıcı, sıkıntılı bir hal almak.

    • Odanın havası ağırlaştı, pencere açalım
  9. (vücudun bir organı) işlevini eskisi gibi yapamaz olmak.

    • Babamın bir kulağı ağırlaştı
  10. (gökyüzü) bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hal almak, kararmak.

    • Gök ağırlaştı, yağmur gelecek
  11. zor bir duruma gelmek, zorlaşmak, güçleşmek.

    • Yaşam koşulları ağırlaştı