Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "acı" in Türkçe

ad

  1. kimi maddelerin tat alma organımızda bıraktığı yakıcı duyum.

    • Kimileri acıyı sever
  2. tadı yakıcı olan, tatlı olmayan.

    • Salataya acı biber doğramışlar
  3. (renk) koyu.

    • Ressam acı yeşili çok kullanmış
  4. çok keskin, yakıcı.

    • Dışarda acı soğuk kol geziyordu
  5. üzüntü verici, dokunaklı.

    • Yenilmek acı, ama oldu işte
  6. kırıcı, incitici, sert.

    • Bu acı sözler gerekmezdi
  7. önlenemez doğal olayların yarattığı üzüntü.

    • Depremin acısı dinmeden kış bastırdı
  8. dokunaklı bir biçimde.

    • Kadın acı acı bakmıştı
  9. keskin keskin, sert sert.

    • Bir köpek acı acı havlıyordu
  10. bir işlemle acılığını yok etmek ya da azaltmak.

    • Kadın doğradığı soğanı tuzla ovup acısını almaya çalıştı
  11. üzüntüsünü azaltmak.

    • Bir iki sözle adamın acısını almak ona düşerdi
  12. acısını almak.<sup>1</sup>.

  13. öcünü almak.

  14. uğradığı bir zararı ilerde eline geçirdiği fırsatla fazlasıyla karşılatmak.

    • Öyle olsun, acısını çıkarırız