Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "aldatmak" in Türkçe

unknown

  1. yanılmasını sağlamak, yanılgıya sürüklemek, yanıltmak.

    • Onu aldatmak zordur
  2. beklenilmeyen bir davranışta bulunmak.

    • Bizi aldatmak ona yakışır mıydı?
  3. sözünde durmamak.

    • Toplantıya katılacağını söylemişti, bizi aldattı galiba, gelmedi
  4. yalan söylemek.

    • Onu aldatmak için, param olmadığını söyledim, oysa vardı
  5. (bir şeyin) görünüşü, niteliği konusunda yanlış izlenim vermek, yanlış kanı uyandırmak.

    • Kavunun rengi beni aldattı, hammış
  6. alışverişte, alıcının zararına iş görmek, alıcıyı kandırmak.

    • Tezgâhtar beni aldattı, çorap kaçıkmış
  7. (kızı) ayartıp amacına araç etmek, evlenme sözverisiyle ırzına geçmek, baştan çıkarmak.

    • Kızcağızı aldatıp ortada bırakmış
  8. (karı ya da koca) başkasıyla cinsel ilişkide bulunmak, eşine sadakatsizlik göstermek.

  9. lades oyununda, karşısındakini yenmek.

    • Oğlumla lades tutuşmuştuk, beni hemen aldattı
  10. avutmak, oyalamak.

    • Torunu oldu, onunla gönül aldatıyor şimdi