Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "anlatmak" in Türkçe

unknown

  1. birinin bir konuyu ya da şeyi anlamasını sağlamak için bilgi vererek açıklamak.

    • Size işimin yoğunluğunu anlatmak istiyorum
  2. bir konunun anlaşılmasını sağlamak, açıklamak.

    • Onlara bunu anlatmak zor olacak
  3. öykülemek.

    • Olayı uzun uzun anlatmak istiyordu
  4. dile getirmek, söylemek.

    • Ona durumu anlatmak istedik
  5. betimlemek.

    • Bir kır gezisini anlatmak, düşünce anlatmaktan kolaydır
  6. inandıracak bir biçimde belirtmek.

    • Durumu açıkça anlatmak isteriz
  7. anıştırmak, sezdirmek.

    • Kırgınlık anlatan bir dil kullandı
  8. açığa vurmak, bildirmek.

    • Alınan kararı işçilere anlatmak bana düştü
  9. (gözdağı olarak) hesap sormak.

    • Bunu yaptın ya, ben sana evde anlatırım