unknown
bakışı bir şey üzerine çevirmek.
gözlemek, seyretmek.
araştırma yapmak, göz atmak, aramak.
(yer için) yüzü bir yöne doğru olmak.
bir şeyin gelişmesi ve iyi durumda kalması için emek vermek.
besleyip büyütmek, geçimini sağlamak, geçindirmek.
bakım<sup>2</sup> yapmak.
bir iş birinden beklenmek.
bir işi yapmakla görevli olmak.
yapılabilmesi bir şeye bağlı olmak.
(doktor) hastayı muayene etmek, sağaltmak.
denemek, yoklamak, incelemek.
önem vererek üzerinde durmak, yalnızca o şeyi düşünmek.
uğraşmak, gözetmek, ilgilenmek.
(renk) bir başka renge yaklaşmak, bir başka rengi andırmak.
durumu görmek, ayrımsamak, anlamak.
başka bir şeyle ilgilenmeyip yalnızca elindeki ya da önündeki işle uğraşmak.
önem vermek, aldırmak.
işte.
şaşma bildirir.
uyarı anlatır.
beğenmeme, küçümseme dile getirir.
seslenme sözü olarak söylenir.
dikkat çekmek için kullanılır.