Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "basmak" in Türkçe

unknown

  1. ayak tabanını, gövdenin ya da bacağın ağırlığını verecek biçimde, bir şeyin üstüne koymak.

    • Islak çimlere basmak da güzeldir
  2. (küçük çocuk) ayakta durabilmek.

    • Oğlan artık basıyor, yakında yürür
  3. bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek.

    • Düğmeye basınca zil çaldı
  4. sıkıştırarak yerleştirmek.

    • Bir damacanaya turşu basmak istemişti
  5. bası işi yapmak.

    • Kitabı basmak için kâğıt yokmuş
  6. kaplamak, örtmek, bürümek.

    • Caddeleri sular basmıştı
  7. bir şey üzerinde, parmak, mühür gibi bir şeyle iz yapmak.

    • Gösterilenyere başparmağını basmak isterken, eli kaydı
  8. baskın yapmak.

    • Komutan, düşmanın gerisini basmak istiyordu
  9. bir kimse bir yaşa girmek.

    • Çocuk bugün üçüne bastı
  10. basınç yaparak gazları ya da sıvıları itmek.

    • Arabanın ön lastiklerine biraz hava basmak gerekiyor
  11. kimi adlarla birlikte kullanıldığında aşırılık, sertlik bildiren bir yardımcı eylem işlevi görür.

    • Kadın, tokadı yiyince çığlığı basmıştı
  12. (futbolda) gol atmak.

  13. üstün gelmek, daha iyi olmak.

    • Futbol tenise on basar
  14. cinsel ilişkide bulunmak.

  15. sonradan gelerek önde gideni geride bırakmak.

    • Onlara yetiştik, sonra basıp geçtik
  16. önem, değer vermemek nedeniyle bir yere, bir kimseye uğramadan yanından geçip gitmek.

    • Böyle basıp geçmek olur mu?
  17. aklına koyduğu bir şeyi yapmak üzere, ansızın uzaklaşmak.

    • Hemen basıp gitmek olmaz
  18. defolmak.

    • Nereye basıp gitti acaba?
  19. çok sevinmek.

    • Karnesi pekiyi doluydu, bastığı yeri bilmiyordu
  20. gençlik coşkusuyla aşırı, ölçüsüz davranışlarda bulunmak.

    • İnsan bastığı yeri bilmeli biraz
  21. çok şaşırarak durumunu denetleyememek.

    • Haberi duyunca beyninden vurulmuşa döndü, bastığı yeri bilemez oldu