unknown
ayak tabanını, gövdenin ya da bacağın ağırlığını verecek biçimde, bir şeyin üstüne koymak.
(küçük çocuk) ayakta durabilmek.
bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek.
sıkıştırarak yerleştirmek.
bası işi yapmak.
kaplamak, örtmek, bürümek.
bir şey üzerinde, parmak, mühür gibi bir şeyle iz yapmak.
baskın yapmak.
bir kimse bir yaşa girmek.
basınç yaparak gazları ya da sıvıları itmek.
kimi adlarla birlikte kullanıldığında aşırılık, sertlik bildiren bir yardımcı eylem işlevi görür.
(futbolda) gol atmak.
üstün gelmek, daha iyi olmak.
cinsel ilişkide bulunmak.
sonradan gelerek önde gideni geride bırakmak.
önem, değer vermemek nedeniyle bir yere, bir kimseye uğramadan yanından geçip gitmek.
aklına koyduğu bir şeyi yapmak üzere, ansızın uzaklaşmak.
defolmak.
çok sevinmek.
gençlik coşkusuyla aşırı, ölçüsüz davranışlarda bulunmak.
çok şaşırarak durumunu denetleyememek.