ad
boynun ön bölümü ya da bu bölümün içi, ağız boşluğundan sonra gelen, yiyeceklerin geçtiği yer.
şişe, güğüm, testi gibi şeylerde ağza yakın dar bölüm.
iki dağ arasındaki dar geçit.
iki kara parçası arasındaki dar deniz.
yiyeceği, içeceği sağlanan kimse.
yedirip içirme yükümü.
yeme içme.
değirmen taşının deliği.
bağ çubuklarının, genellikle bitkilerin köke yakın yeri, gövdenin toprakla birleştiği yer.
geçim için para kazanmak kaygısı.
yemek hazırlama sıkıntıları.
çok susuz kalmak, çok susamak.
çok konuşmaktan, bağırmaktan sesi çıkmaz olmak.
bir yakınının çok sevdiği bir yemek olması ve onun yiyemediğine üzülmesi yüzünden yediğini rahat rahat ve tadını alarak yutamamak.
iştahsızlığı yüzünden, yediğini zor yutmak.
olanca gücüyle bağırmak.
uzun süre anlatmak, konuşmak.