sıfat
içinde, üzerinde hiçbir şey bulunmayan.
geçinecek bir işi olmayan, işsiz.
çalışanı, görevlisi olmayan, açık (iş, görev).
yapılacak bir işi, uğraşısı olmayan, zamanı olan.
(toprak için) sürülüp ekilmemiş.
hiçbir şey anlatmayan, hiçbir anlamı olmayan, anlamsız, saçma.
bilgice yeterli olmayan, bilgisiz.
bir işe yaramayan, verimsiz.
bir sonucu olmayan, gerçeğe dayanmayan, düş ürünü.
içinde esrar bulunmayan (sigara) ya da üzerinde uyuşturucu, silah bulunmayan (kimse).
umutsuzca girişilen bir iş iyi sonuç vermek.
bir konuda ağız yoklayıp durumu öğrenmek.
(para, yiyecek gibi şeylerle) yardım etmek.
işsiz bırakmamak, iş bulmak ya da iş vermek.
söylenmemesi gereken bir şeyi, işin bu yönünü unutuverip, karşısındakine söyleyivermek, ağzından kaçırmak.
dalgın bir durumda olmak, dalgınlıktan dolayı dikkatsiz bulunmak.
karnı doymayan kimse çalışmaz.
bilgisiz, yeteneksiz insan kendisine verilen görevde, işte tutunamaz.
gerçeklere dayanmayan iş yürümez.
her zaman yapacak bir şeyler bulmak.
birinin yaptığı bir kötülüğe karşılık bir şeyler yapmaya çalışmak.
biriyle uğraşmak.
(ev) oturan bulunmamak, kimse oturmamak.
işsiz kalmak.
(tarla) ekilmemiş olmak.
yoksun bırakmak.
önemsememek, aldırmamak.
bir çıkar göstermezseniz bir kimseyi bir yere bağlayamaz, bir işe kandıramazsınız.
özveride bulunulmadan bir şey elde edilemez.
(motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak.
askıya almak.