unknown
var olduğu bilinmeyen ya da bilindiği halde göz önünde olmayan bir şeyi arayarak ortaya çıkarmak.
bir şeyi rastlantıyla elde etmek, bir şeyle rastlantıyla karşılaşmak.
yitirilen ya da bir yerde unutulan bir şeyi yeniden ele geçirmek.
çok istenilen bir şeye erişmek, kavuşmak.
bir şeye, bir yere ulaşmak, erişmek.
hiç kimsenin bilmediği yeni bir şey yaratmak.
bir yerlerden elde etmek, sağlamak.
bir konuda herhangi bir görüşe, yargıya varmak.
bir şeyi herhangi bir durumda görmek.
seçmek, uygun saymak, uygun görmek.
(suç, kabahat, günah vb.) atmak, yüklemek.
(yardımcı eylem olarak kullanıldığında) kavuşmak, erişmek.
cezaya uğramak.
düşünerek ortaya çıkarmak, anımsamak.
var olanlar içinden en değersizini seçmiş olmak.
var olanlar içinden en değersizini bile güçlükle elde etmek.
kötü bir rastlantıyı anlatmak için kullanılır.