unknown
sıvı ya da tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan ya da yerden bir başka yere aktarmak, yukardan aşağıya doğru boşaltmak.
bir şeyin içindekini belli bir yere boşaltmak, atmak.
yukardan aşağıya akıtmak, düşürmek.
saçmak, serpmek, atmak, vermek.
bırakmak, salmak.
üzerinde bulunan bir şeyi düşürmek.
içi dolu bir şeyi devirmek.
sıvıca hamuru kızgın yağa akıtarak pişirmek.
(kızıl, suçiçeği, kızamık hastalıklarında görüldüğü gibi) teninde kırmızı benekler belirmek, lekeler çıkmak.
(ağaç, bitki) çiçek açmak ya da meyve vermek.
eritilmiş maden, mum, cam gibi bir şeyi ya da su katılmış çimento, alçı gibi şeyleri bir kalıba akıtarak belli bir biçim vermek.
ortadan kaldırmak, yok etmek için atmak.
sürüp atmak, sürüp götürmek.
bir yere bir şeyler yığmak, taşımak.
bir işi, bir eylemi, bir konuyu başka biçime çevirmek, bunlarda değişiklik yapmak.
ortaya koymak, göz önüne çıkarmak, göz önüne sermek.
(öğretmen) çok sayıda öğrenciyi sınıfta bırakmak.
açığa vurmak, söylemek.