Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dümdüz" in Türkçe

Phonetics

.’.

sıfat

  1. hiçbir eğri yeri, eğriliği bulunmayan, çok düz.

    • Yol dümdüz uzanıyordu
  2. aykırı davranışları olmayan, kendi halinde, uysal (kimse).

  3. bilgisi, görgüsü çok dar bir sınır içinde kalan (kimse).

  4. inişli çıkışlı olmayan, oldukça yalın.

    • Onun dümdüz bir yaşamı vardı, yine de genç yaşta gitti
  5. çok düz, pürüzsüz bir duruma getirilmek.

    • Zemin, birkaç saat içinde dümdüz edilmişti
  6. çok dayak yemek, yice dövülmek, çok dövülmek.

    • Patrona karşı çıkanlar dümdüz edilmişti
  7. yenilgiye uğramak, yenilmek.

  8. bir şeyi çok düz, pürüzsüz bir duruma getirmek.

  9. (birini) döverek kımıldayamaz duruma getirmek, iyice dövmek.

  10. (bir şeyi) kötü bir duruma sokmak, bozmak.

    • Neşemizi dümdüz ettiler
  11. çok düz ve pürüzsüz olmak.

    • Mermer işlenince ayna gibi dümdüz olmuştu
  12. çok dayak yemek.

  13. kesin yenilgiye uğramak, ağır bir biçimde yenilmek.

    • Takım, son karşılaşmada dümdüz olmuştu