Definition of "dürtmek" in Türkçe
unknown
sivri uçlu bir şeyle hafifçe itmek.
- Arkadaşı dirseğiyle dürtüp işaretini vermişti
değmek, dokunmak.
uyarmak için dokunmak.
- Uyansın diye dürtmek gerekmişti
bir işi yaptırmak ereğiyle kışkırtıcı sözler söylemek.
- Böyle dürtmek ona kötülük olmaz mı?
devinime geçirmek.
- İsteklerim dürtmüştü, kalkıp giyindim, sokağa çıktım