ad
belli yasa, kural, ilke ya da yönteme göre oluşturulmuş, kurulmuş olan durum.
soyut şeylerin ya da somut nesnelerin bir ereğe, bir sıraya göre yerleştirilmesi.
işlerin yolunda gitmesinden doğan duruluk, uyum.
birtakım şeylere verilen, işe yarar ve beğeniyi okşayan biçim, yerleştirme.
bir devletin uyguladığı yönetim biçimi.
toplumsal bir yapı içinde karşılıklı işlevsel ilişkiler içinde bulunan öğelerin oluşturduğu bütünlük.
müzik aygıtlarında sesleri uygun duruma getirme, ses ayarı.
dolap<sup>3</sup>, hile.
bez dokumakta kullanılan el tezgâhı.
işler duruma getirmek.
hileye başvurmak.
dağınıklıktan kurtarmak, düzenlemek, düzene koymak, düzene sokmak.
akort etmek.