unknown
kendini bir yere dayamak, bir yere yaslanmak.
uzun süre kullanılır durumda olmak, dayanıklılığı uzun sürmek.
karşı durmak, karşı koymak, varlığını korumak, zarar görmemek.
bir şeyin üzerine kurulmuş olmak.
bir şeyden, birinden güç almak.
tutunmak, direnmek, karşı koymak.
güç kullanarak itmek.
güç bir duruma katlanmak.
bir şeyin sınırına gelmek.
bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
ulaşmak, varmak.
kanıt ya da neden olarak göstermek.
(istenmeyen bir şey) dönüp dolaşıp sonunda birinin üzerinde kalmak.
yeter olmak, yetişmek.
hız vermek için gaza sonuna değin basmak.
girişmek, saldırmak.