Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "deli" in Türkçe

sıfat

  1. akıl ve ruh dengesi bozulmuş olan, akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan (kimse).

  2. davranışları aşırı ve taşkın olan, aşırı davranışlarda bulunan (kimse).

  3. (herhangi bir şeye) aşırı derecede düşkün olan (kimse).

    • Bizim oğlan maç delisi, maçları kaçırmaz
  4. (ırmak, rüzgâr ya da hayvan için) azgın, coşkun, taşkın.

    • Deli çay yine coştu. Bizim deli inek önüne geleni boynuzladı
  5. cesur, yürekli.

    • O çok delidir, yaparım derse yapar
  6. çok öfkelendirmek, çıldırtmak, delirtmek.

  7. çok aşırı, çılgınca sevmeyi anlatmak için kullanılır.

    • Bu kız beni deli divane ediyor
  8. çok kızdırmak, çok öfkelendirmek, çılgına döndürmek, delirtmek, çıldırtmak.

  9. (güzelliği vb. ile) çok etkilemek.

    • Deli eder insanı bu dünya demiş Orhan Veli
  10. uslanmak bilmeyen gönül anlamında söylenir.

    • Deli gönül gezer gezer gelirsin
  11. gönülden geçen ve insanı delice şeyeler yapmaya yönelten istekler için kullanılır.

    • Deli gönül diyor ki, git şu adamı bir iyice döv!
  12. (bir şeye) çok sinirlenmek, çok kızmak, çok öfkelenmek.

    • İşin gidişine deli olmaktaydı
  13. (bir şeyi) çok sevmek.

    • Çocuk, köpeklere, kedilere deli oluyordu
  14. (bir şeye) çok üzülmek.

    • Haberi duyunca deliye dönmüştüm
  15. (bir şeye) çok kızmak, çok öfkelenmek.

    • İşin bitmemiş olduğunu görünce deliye döndü, bağırıp çağırdı
  16. (bir şeye) çok sevinmek.

    • Beni görünce deliye döndü, sarılıp durdu