unknown
(bir şey, söz) söylemek.
ad vermek, adlandırmak.
(bir dilde) karşılığı olmak.
anlamına gelmek.
(herhangi bir) ses çıkarmak ya da (herhangi bir) ses çıkaran bir hareket yapmak.
herhangi bir yargıya varmak.
kimi kullanımlarda düşünmek, ummak, istemek, sanmak, oranlamak, olmak ya da erişmek gibi anlamlara da gelebilir.
(olumsuz biçimi karşıt anlamlı sözcüklerle kullanıldığında) bir işi, her şeye, her koşula, her duruma karşın kesinlikle yapmak.
(buyruk biçimi kullanıldığında) bir işi yapmaya yeltenmek, kalkışmak.
o halde, şu halde.
her istediğini yaptırır, dik başlı.
söylediği, verdiği sözden geri dönmez, sözünde durur.
yalnız kendi doğrularının doğru olduğunu savunan (kimse).
dediğinin kesinlikle yapılmasını isteyen, buyurgan (kimse).
yalnız kendi doğrularının doğru olduğunu öne sürme durumu.
dediğinin kesinlikle yapılmasını isteme, buyurganlık.
bir kimsenin bir sürü bahane uydurabileceğini, bir sürü şey söyleyebileceğini anlatır.
bir konuda herkesin değişik şeyler söyleyebileceğini anlatır.
dediği halde, söylediği halde.
... üzere iken, tam o sırada.
... diye davranırken, ... diye çabalarken.
... diye düşünürken, ... diye umarken.