Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "derece" in Türkçe

Etymology

Arapça

ad

  1. bir süreç içindeki durumlardan her biri, aşama, basamak.

  2. bir konuda başarı durumunu gösteren basamak.

    • Okulu iyi bir dereceyle bitirdi
  3. bir durumu gösteren ölçü.

    • Kızgınlığının derecesini anlamak güçtü
  4. bir çemberin 360’ta birine eşit olan açı birimi.

  5. bir ölçü aygıtının ölçeğinde belirtilmiş olan başlıca bölümlerden her biri.

    • Sıcakölçerin dereceleri silinmiş
  6. bir çözeltinin derişikliğini ölçmede kullanılan birim.

    • Rakının alkol derecesi 45 midir?
  7. ➽sıcakölçer.

  8. sporda başarı gösterme.

    • Koşucularımız dereceye giremedi
  9. denli, kadar.

    • O derece büyük bir işe girişti ki..
  10. ilerlemek, aşama elde etmek.

    • Başarısıyla iki derece aldı
  11. başarı göstererek ödül kazanmak.