Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dil" in Türkçe

ad

  1. ağız boşluğunda bulunan ve tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan, etli, uzun, devinimli et parçası, tat alma organı.

  2. insanların, duygularını, düşüncelerini bildirmek için sözcükler ya da işaretler aracılığıyla yaptıkları anlaşma, öteki kişilerle iletişimi sağlayan ortam.

    • Çocuk düzgün bir dille konuşuyordu
  3. belli bir insan topluluğuna özgü sesli göstergeler dizgesi.

    • Türklerin dili Türkçedir
  4. duygu ve düşünceyi aktarmaya, dışa vurmaya, bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım yolu ya da aracı.

    • Müzik ya da resim dili de iletişim sağlar
  5. bir döneme, bir yazara özgü söz dağarcığı ve sözdizimi ya da anlatım.

    • Servetifünun dili de, Fikret’in dili de eskimiştir
  6. belli uğraşlara, alanlara, konulara, durumlara özgü söz ve sözcük gömüsü.

    • Hukuk dili Türkçeleşmelidir
  7. birçok aygıtta, uzun, yassı ve genellikle devingen bölüm.

    • Terazinin dili kırılmış
  8. kimi üflemeli çalgılarda, titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak.

  9. bilgisayarda, programlama alanında kullanılan harflerin ve simgelerin tümü.

  10. makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan ve üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek.

  11. denizin içine doğru uzanmış, alçak, dar ve uzun kara parçası.

  12. düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek ereğiyle ele geçirilen tutsak.

  13. sözcükleri yerli yerinde ve düzgün bir biçimde söyleyememe.

  14. bir şey söylerken, istemeyerek yanlış, karşısındakini inciten bir sözcük kullanma.

    • Bu söylediğini bir dil sürçmesi sayalım
  15. belirtilmek istenilen bir düşüncede, kimi sözcüklerin istek dışı olarak araya girmesi ve anlamı kökünden değiştirmesi.

  16. dilin iyi çalışmamasından doğan söyleme güçlüğü.

  17. herhangi bir nedenle konuşamama.

  18. ağır, acı, kırıcı sözlerin kişide bıraktığı kırgınlık.

  19. ➽dil.

  20. dile düşmek.

    • Kadın dile gelmekten korkuyordu
  21. önce konuşmazken konuşmaya başlamak.

  22. (masallarda, konuşma yeteneği olmayan varlık) dillenmek, konuşmak.

    • Kerem’in türküsü üzerine kuru kafa dile gelmiş, Aslı buradan geçti demiş
  23. (birini) dile düşürmek.

  • Seni dile getirmek istemem
  • susan bir kimseyi söyletmek, konuşturmak.

    • Onu ancak sen dile getirirsin
  • bir amacı, bir durum ya da olayın anlamını sözlerle anlatmak, belirtmek.

    • Derdimi dile getirmekten çekinmem
  • söylenmesi güç bir sözcüğü doğru söyleyebilmek.

    • Kimi yabancı sözcüklere bile dili döner onun
  • amacını iyi analatmak.

    • Benim dilim biraz döner, kimseden de çekinmem
  • bir sözcüğü doğru dürüst, yanlışsız söyleyememek, düzgün biçimde çıkaramamak.

    • O sözcüğe dilim dönmez benim, savcı demek varken
  • amacını iyi anlatamamak, yeterince anlatmayı becerememek.

  • ileri geri konuşmaktan vazgeçmek.

  • dedikoduyu bırakmak.

  • hiç durmadan konuşmak, çok konuşmak.

  • söylenmemesi gereken şeyleri de söylemek.

  • konuşurken kimi sözcükleri yanlış söylemek.

  • konuşurken ağzından, istemediği bir söz kaçırmak.

  • söz konusu şeyin özelliğini bilmek.

    • Bu makinenin dilinden anlayan yok mu?
  • (konuşamayan) bir canlının davranışlarından ya da çıkardığı seslerden ne demek istediğini anlamak.

    • Dilsizin dilinden sahibi anlarmış
  • bir kimseyi her yerde, her fırsatta kötüleyip durmak.

  • aynı şeyi sık sık, her yerde söyleyip durmak.

  • kötü söz söylemekten kaçınmak.

  • gizi açığa vurmayacak bir doğası bulunmak, giz tutabilmek.

  • artık eskisi gibi sözler edemez olmak, susmak.

  • artık eskisi gibi konuşamaz etmek, susturmak.

  • sonunu düşünmeden konuşmak.

  • bir şeyi söylemeden edememek, söylemekten kendini alamamak.

  • (bir şeyi) söylemekten sakınmak.

  • rasgale söz söylemekten, sonunu düşünmeden ileri geri konuşmaktan kaçınmak.

  • susmak.

  • korku, coşku, sevinç gibi bir nedenle konuşamaz olmak, dili tutulmak.

  • gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak.

  • asıl amacını söylemek, açığa vurmak.